ZAYIF RAKİP SONUÇ NORMAL

Haftayı ligde oynadığı dört maçta galibiyet almak bir kenara puan dahi alamayan grubumuzun en zayıf takımlarından birisi olan Ankara Demirspor karşısında 3 gollü bir galibiyetle kapattık.

Deplasmanda kazanılan Eyüpspor maçı ardından evimizde gelen üç puan ile ilk defa peş peşe iki galibiyet almamız seri yakalayabilmemiz açısından çok önemliydi.

Bu arada Sancaktepe’nin Yusuf Ziya Öniş Stadyumu’nda Sarıyerspor’a yenilmesi ile birlikte liderle olan puan farkını üçe düşürdük.

Kısacası kağıt üzerinde birçok pozitif unsurun lehimize işlediği güzel bir hafta sonu yaşadık.

Tabi bizler için en az istatistiksel veriler kadar önemli olan diğer bir unsur ise takımın taktiksel anlamda saha içi kurgusunda gözle görülür bir takım işaretleri okuyabilmekti.

Geçen sezonun 3. Lig play-off finalini kazanarak, 2. Lige yükselen Ankara Demirspor’da bizim gibi beyaz grubun yenilerinden.

Fakat saha içinde yorumladığım kadarıyla ligde kalmak ya da play-off oynamak gibi bir hedefleri yok.

Ekonomik anlamda son derece mütevazi bir ekip olan Ankara Demir’in düşmesine kesin gözüyle bakılan Manisa ve Antep ile aynı grupta bulunmasına rağmen bu kadro yapısı ile ligi nerede bitireceğini sezon sonunda hep birlikte göreceğiz.

Bu kadar zayıf bir rakip hakkında neden bu kadar çok detay veriyorsun diyebilirsiniz?

Maçı okuyabilmemiz açısından kanımca bu çok önemli.

Kağıt üzerindeki güzel geçen haftanın futbol anlamında nasıl geçtiğine dair bize fikir verecek olan en önemli unsurların başında rakip takım performansı olduğu su götürmez bir gerçek.

Öncelikle uzun zamandır Samsunspor’a karşı bu kadar yumuşak, etkisiz ve temposuz oynayan bir rakibi izlemediğimi belirtmek isterim.

Peki buna rağmen biz takım olarak bugün sahada atılan üç golün dışında oyunumuzu geliştirmek adına neler yaptık?

Takım kurgumuzda ve oyun formatımızda ne gibi gelişimler vardı?

İrfan’ın kart cezalısı olduğunu düşünürsek Sayın Taşkın oyuna 10 numara mevkiinde Kubilay ile başlayarak takım kadrosunu sahaya beklediğimiz gibi sürdü.

Bu da onun açısından zihninde taşların büyük bir bölümünü artık yerine oturtmaya başladığını gösteriyor.

Fakat atılan üç golün dışında taraftar hala sahada beklediği efektif oyunu görememenin hayal kırıklığını yaşıyor.

Bunu da içeride oynadığımız ilk iki maça bakıldığında tribünlerdeki taraftar sayısının bu hafta gözle görülür bir şekilde azalması ile açıklayabiliriz.

Üzülerek belirtmeliyim ki taraftarın büyük bir bölümü oynanan oyundan memnun değil.

Her hafta sürekli aynı şeylerden bahsetmek istemiyorum ama yine de kendimi sayın Taşkın’a futbol içi bazı soruları sormaktan alıkoyamıyorum:

Hocam bu takımın oyun felsefesi tam olarak nedir?

Toplu ve topsuz oyunda sizce giderilmesi gereken eksiklerimiz var mı?

Varsa nasıl bir planınız var?

Sizin belirttiğiniz ve taşların yerine oturması için yeterli olacak 6. ve 7. haftalar geldi.

Bu hafta bir taraftar olarak zayıf ve etkisiz rakibimiz önünde maçın özellikle 3-1 olduğu dakikalardan sonra Bahattin ile birlikte Muhammet Beşir’i aynı anda sahada görmek isterdik.

Oyun kurgusunda ufak dokunuşlarla bazı değişiklikler yaparak oyunu zenginleştirmenizi ve bize maça dair anlatacak daha fazla hikaye sunmanızı beklerdik.

Yoksa Erkam’ı çıkar Nuri’yi al, Samet’i çıkar Erhan’ı al, Savaş’ı çıkar Okan’ı al.

Bu değişikliler rakibin gücü ya da güçsüzlüğü düşünüldüğünde sizce de sıradan değil mi?

Bu tür maçlarda bizler sizden oyun kurgusunda gözle görülür değişiklikler farklı dokunuşlar bekliyoruz.

Mesela Okan yerine Muhammet girse oyuna...

Hem de son dakikada Muhammet’i küstürmemiş olurdunuz.

Hadi maç kafa kafaya gidiyor rakip kalemizde etkili o zaman haklısınız.

Ama ne Diyarbekir maçı ne de bu maç öyle değil.

Daha üretken olduğunuz taktirde tribünlere olan ilgi de doğru orantılı olarak artacaktır.

YORUM EKLE