YİNE Mİ KOÇAK…

Samsun OMÜ'de Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İdris Koçak, Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç'i tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınmıştı.

Bunun yankıları hala bitmedi.

Koçak’ın eşi, CİMER’e başvuru yaparak şikayette bulunmuş.

Konuyla ilgili basında haber yer aldı.

İddia şu, İdris Koçak’ın görevden alınmak istemesiyle ilgili yönetimle aralarında hakarete varan sözlü tartışma yaşanıyor.

Gerginlik sürerken Koçak, Rektör Bilgiç’e tehdit içerikli bir mesajı atıyor.

Şikayet üzerine gece gözaltına alınıp sabahta adliyeye sevk edilip, serbest kalıyor.

Hukuk süreci devam ediyor.

Ana hatlarıyla böyle.

CİMER şikayetinde, Dr. Koçak’ın kimliği nedeniyle neden telefonla ifade için davet edilmediği, kendilerinin şikayeti üzerine rektör ve rektör yardımcısının hala ifadeye çağrılmadığı gibi konular anlatıyorlar.

Ayrıca yaşadıkları bu durum nedeniyle Koçak’ın psikolojik olarak etkilendiği ve tedavi görmeye başladığı da yazılmış.

Bunlar hukuki konular ve yargının işi.

Ama bir eğitim, sağlık, bilim kurumunda böyle üzücü olayların yaşanması herkesi derinden üzüyor.

Yıl 2018, bu olaylar yaşanıyor.

Peki geçmişte neler yaşandı?

Sayın Koçak’ın ismi birçok konuda gündeme geldi.

Geçmişi hatırlarsak günümüzü daha iyi anlarız.

Arama motoruna İdris Koçak, yazın ve sayfaları geriye doğru götürün bakın hangi haberler çıkacak.

Geçmişte İdris Koçak ve aynı bölümdeki doktor arkadaşları arasında büyük çekişmeler yaşandı.

Birçok çirkin ithamlar karşılıklı olarak kamuoyuna yansıdı.

Büyük bir savaş vardı, nereden geliyordu?

O dönemler tüm bebek merkezi yeni kuruluyordu oraya oturmanın yarışı başladı, bölüm başkanı olmak için çekişmeler sürüyordu, kazancı yüksek bir ana bilim dalı, gruplaşma hat safhadaydı, birbirlerini sevmiyorlardı.

Dr. İdris Koçak, birçok doktor hakkında iddialarda bulunup kendini haklı göstermek ve onları ekarte etmek için çok uğraştı.

Belli oranda başardı da…

Sonra o uğraştığı doktor gurubu ‘yeter artık’ deyip onun taktiğini aynı şekilde uygulayıp tıp belgeleri ve yaptığı işlerle ilgili şikayetlerde bulundu.

Karşılıklı hukuk ve itibar zedeleme sürecine girildi.

Konu uzadıkça uzadı evrakta sahtecilik, sahte uzmanlık belgesi iddiaları, hasta tedavisinde bazı ithamlar vs…

Kamuoyunda geniş yer aldı.

Sonuçta Koçak, tüp merkezi ve anabilim dalı başkanlığında hakimiyeti sağladı.

Diğer doktorların bazıları özel hastaneye geçti, bazıları ‘yeter artık işimize gücümüze bakalım’ deyip görevlerini sürdürdü.

Dr. Koçak, neyi nasıl yapacağını, elde edeceğini iyi bilir.

Geçmişte o süreçleri takip ettik, bizi yanlış yönlendirdiğini gördüğümüzde üniversitenin ve başka bilim insanlarının zarar görmemesi için beyanlarına belli bir süreçten sonra yer vermedik.

Doğru da yaptık.

Bu demek değil ki, haksızlık varsa sesi duyurulmayacak, elbette duyurulacak.

Ama çok iyi incelenip değerlendirildikten sonra.

Haklının her zaman yanındayız.

Koçak, tarafından geçmişte elde edilen bir zafer.

Şu an yeni bir sorun yumağının içine girmiş.

Günümüz için temennimiz gücü ve taktiği iyi bilen değil, haklı olan kazanır.

Aman dikkat…

YORUM EKLE