'Uyuşturucu parası teröre gidiyor'

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hüseyin Yalçın Büyükkarabacak, Gazete Gerçek’e çok özel açıklamalarda bulundu.

'Uyuşturucu parası teröre gidiyor'

Büyükkarabacak, “Satın alınan uyuşturucunun parası terör örgütüne gittiği unutmamalı. PKK başta olmak üzere birçok terör örgütlerinin en büyük finans kaynağı uyuşturucu kaçakçılığıdır. Askerimizin, polisimizin ve çok sayıda masum insanın ölümüne sebep oluyor. Tedaviye gelenlere ben de genelde istemeden de olsa terörü finanse ettiklerini söylüyorum. Büyük bir pişmanlık duyuyorlar” dedi.



Yaklaşık 2 yıl önce Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi olarak göreve başlayan Uzm. Dr. Hüseyin Yalçın Büyükkarabacak, hastanede büyük bir çalışma içerisine girdiklerini kaydetti. Özellikle bağımlılık konusunda hizmet veren AMATEM servisine büyük önem verdiklerini kaydeden Büyükkarabacak, “2009 yılında kurulan AMATEM’e bugüne kadar yaklaşık 3 bin kişi tedavi için geldi. AMATEM servisi bizim için çok önemli bir servis” diye belirtti.

 

13 İLE HİZMET VERİYORUZ

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin sadece Samsun’a değil bölgede 13 ile hitap ettiğini söyleyen Büyükkarabacak, “Hastanemizde bulunan AMATEM servisi 12 yatakla hizmet veriyor. Bu sayı maalesef yeterli değil. Hastane olarak sadece Samsun’a değil bölgede 13 şehre baktığımızdan hasta sirkülasyonumuz çoğu zaman fazla oluyor. Eğitim Araştırma Hastanesi’nin yanı başında kurulacak yeni hastanemiz ile AMATEM servisimizi 60 yataklı olarak planlıyoruz. Bunun 15 yatağını ÇEMATEM olarak ayırmayı planlıyoruz. Çocuk ve ergenlerin tedavisi yetişkinlerle bir arada olamayacağı için mevcut binamızda alkol ve madde bağımlılarında yatarak hizmeti sadece yetişkinlere veriyoruz. Çocuk ve ergenlerde ise sadece ayaktan tedavi verebiliyoruz. Eğer yatarak tedavi alması gereken hastalar bize başvurduğunda ise bunları ÇEMATEM servisleri olan hastaneleri tavsiye ederek yönlendirmesini yapıyoruz” diye kaydetti.


GENÇLERİMİZİ ZEHİRLİYORLAR


Uyuşturucunun toplumsal bir problem olduğunu ifade eden Büyükkarabacak, “Bizim en büyük sermayemiz gençlerimiz. Çalışacak ve üretime ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak, yaşlandığınızda da rahat bir hayat sürdürelim. Fakat gençlerin ülkeye faydalı çalışmalar yapmalarını istemeyen bazı güçler uyuşturucu ile gençlerimizi zehirleyerek öldürüyor. Bunların farkında olmalıyız. Bir insanın uyuşturucuya başlamasındaki nedenlerden birincisi sahipsizlik gelir. Daha çocuk yaşta onları sahiplenmeliyiz. Eğitim süreçlerini ciddi manada doldurmamız gerekiyor. Dünya boşluk kabul etmiyor. Boş olan yere ya hava ya da su girer. Bir gencin hayatındaki boşlukları olumlu bir şekilde doldurmazsak birileri bir şekilde dolduruyor” diye konuştu.

 

HAYIR DEMEYİ ÖĞRETMELİYİZ

Büyükkarabacak, “Çocuklarımızı ve gençlerimizi iyi eğitmeliyiz. Sadece merak gibi değil. Her şeyi doğru söylemeliyiz. Eğitmek yerine merak uyandırıyoruz. Çocuklarımıza sürekli, adeta ders görüyormuş gibi hayır demeyi öğretmeliyiz. Sadece uyuşturucu olarak düşünmemeli. Hayatın genelinde yanlış bir şeye karşı hayır demeyi öğretmeliyiz. Hayır demeyi öğrettiğimiz taktirde uyuşturucuya da hayır demeyi öğrenecektir. Uyuşturucudaki talebi ortadan kaldırdıkça arz da kalkmış olur. Bunun için de uyuşturucunun zararlarını anlatırken nasıl hayır diyebileceğini de öğretmeliyiz. Yanlışa karşı hayırcılık daha temiz ve daha sağlıklı bir toplum demektir” dedi.


İNSAN VÜCUDU ARABA GİBİDİR


Uyuşturucu maddelerinin yanı sıra uyarıcı maddelerinin de bağımlılık yaptığını dile getiren Büyükkarabacak, “Uyarıcı maddelerin genelde bağımlılık yapmadığı söyleniyor. Fakat bu tamamen yanlış bir söylenti. Uyuşturucu gibi uyarıcı maddelerde insanlarda bağımlılık yapar. Uyarıcı madde kullanan normalin üzerinde daha fazla hareketli olur ve daha fazla uyanık kalır. Maddenin etkisi geçtikçe ikinci uyarıcıyı istiyor. Daha sonra üçüncü dördüncü derken vücuda daha büyük zarar veriyor. İnsan vücudu araba misalidir. Bir arabaya sürekli 5 bin devirde gaz basarak gittiğinde araç bir süre sonra şişer. İnsan vücudu da aynı şekilde sürekli alınan uyarıcılarla şişer ve biter. Bunun haricinde insan vücudunda sürekli üreyen kanser hücreleri vücut direnci ile ölür. Fakat alınan uyarıcılar bir süre sonra vücut direncini kıracağı gibi üreyen kanser hücreleri de ölmez ve kanser hastalığına sebep olur” diye ifade etti.


TEDAVİLER GÖNÜLLÜLÜK ESASINA DAYALIDIR


AMATEM’deki tedavinin gönüllülük esasına dayalı olduğunu kaydeden Büyükkarabacak, isteksiz olarak tedaviye gelenlerin sonuç alamayacağını söyleyen. Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hüseyin Yalçın Büyükkarabacak, “Bazı bağımlılar birilerinin baskısından kurtulmak için bize geliyor. Amaçları tedavi olmak değil sadece, ‘Tedavi ile de bağımlılıktan kurtulamıyorum’ algısı oluşturmak. Onun için AMATEM’e gelen hastalarımıza ilk olarak bağımlılıktan kurtulabileceğine inanıp inanmadığını soruyoruz. Eğer birilerinin baskısından kurtulmak için geliyorsa gerçekten tedavi olmak isteyenlerin hakkını çalıyor demektir. Sınırlı sayıda hizmet verdiğimiz için de bu tür araştırmalar yapmak zorundayız. Bağımlı kişi eğer gerçekten kurtulmak istediğine inanırsa durumuna göre yatarak veya ayaktan tedaviye başlıyoruz. Tedavi için gelen hastalarımızı ilk olarak motive ediyoruz. Hastanemizde AMATEM için 12 yatağımız var. Bir hasta için tedavi süreci genelde 21 gündür. Bir ay içersinde 50 ya da 60 hastanın yatarak tedavi görmesi demek bu AMATEM’in başarısını değil başarısızlığını gösterir. Çünkü bazı bağımlılar tedaviye başlayınca veya tedavi ortasında gidiyor. Giden birisine bizler zorla tedavi uygulamayız. Burada tedaviler gönüllülük esasına dayalıdır. İlk önce bağımlının gönüllü olarak buraya gelmesi gerekir” dedi.


TEDAVİ SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?


Tedavi süreçleri hakkında da bilgi veren Başhekim Büyükkarabacak, “Yatarak tedavi gören hastalarımızın ilk bir haftasında arınma ve vücuttan madde çekilmesinin yan etkilerini tedavi etme ile geçiyor. Bu süreçte hasta daha çok gergin oluyor. Bu süreçte farklı ilaçlar ve farklı aktivitelerle geçirmeye çalışıyoruz. İkinci haftada ise maddeye tekrar istek duyduğunda nasıl hayır diyebileceğini öğretiyoruz. Maddeyi sadece vücut istemez, bazı faktörler de maddeyi hatırlatır. Maddeyi hatırlatacak yan etkenlerden de uzak durması gerektiği yönünde bazı eğitimler veriyoruz. AMATEM’de ceza ve ödül süreci de işler. Tedavi süresinde kişi birinci dereceden yakın ailelerle görüşür. Tedaviye olumlu cevap veren ve süreçteki motivasyonu yüksek olanlar istekleri halinde arkadaşı ile görüştürülür. Sosyal aktiviteleri artırılır. Tedavi sürecine uymayanlar ise o süreçteki kısıtlamalarda esneklik sağlanmadan cezalandırılır. Buradaki asıl amaç tedaviye daha çok sarılan ve isteyen kişileri manevi olarak mutlu etmek ve sürece daha çok sarılmasını sağlamak. Yatarak tedaviyi bitiren hastalarımız bizimle ilişiğini tamamen koparmıyor. Belli bir zaman diliminde ayaktan tedaviye devam ediyoruz. Eğer kişi tamamen madde bağımlılığından arındığını düşünür ve tekrardan istek duymayacağına emin olursa tedaviyi kesebilir. Fakat bir tedirginlik sezinliyorsa tedaviyi kesinlikle bırakmamalıdır. Tedavi sonrası her hastamıza dışarıdayken madde istediğinde maddeye uzak durup bize gelmesini tavsiye ediyoruz. Bizim için zaman kavramı yoktur. Hastanemizde gece gündüz uzman hekimlerimiz görev yaptığı için bağımlılıktan kurtulmak isteyenler madde istediklerinde anında bize gelmeliler. Biz onların madde isteğini yok etmek için motive ediyor veya değişik tedaviler uyguluyoruz” diye belirtti.

 

EN FAZLA ALKOL VE ESRAR


Büyükkarabacak, “Bağımlılık alanında en fazla alkol ve esrar başı çekerken özellikle genç nüfusta ise bonzai bağımlılığı daha fazla. Madde bağımlılığında 15 ile 17 yaşları çok riskli. Ergenliğe yeni adım atmış evladımız yanlış kişilerle tanışarak maddeye yönelebilir. Onun için ergenliğe geçiş döneminde çok dikkat etmek gerekli. Madde bağımlılığı konusunda ailelere büyük görevler düşüyor. Anne ve babalar öncelikle çocuklarına sahip çıkmalılar. Onlarla sürekli konuşmalılar. Evladımızın nerede ve kimlerle vakit geçirdiğini bilmeliyiz. Uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili evladımıza bilgi vereceğiz. Uyuşturucunun ne kadar zararlı olduğunu ve bir kereden bire şey olmaz sözünün hayatında nasıl bir zarara yol açabileceğini doğru bir şekilde aktarmalıyız. Evlatlarımız hata yapabilir. Fakat hata yapıldığında anlatmalarını ve çözüm noktasında yardım talep etmelerini telkin etmeliyiz. Bu şekilde cesaret verdiğimizde çocuklarımızın özgüveni de artar. Aksi taktirde hata yaptığında sert tepki göstermemiz onu aileden uzaklaştırdığı gibi yanlış yerlere de sürüklenmesine neden olabilir. Anne ve babalar boş vakitlerinde sürekli evlatları ile vakit geçirmeli. Ailenin önemini ve ailenin sıcaklığını hissettirdiğimizde çocuklarımız da ailesine daha bağlı olur. Özellikle okulun dışındaki boş vakitlerinde de sosyal ve spor aktivitelerine katılmalarını sağlamalıyız” dedi.


UYUŞTURUCU PARASI VATAN HAİNLERİNE GİDİYOR


Uyuşturucu parasının vatanı bölmeye çalışan terör örgütlerine gittiğinin unutulmaması gerektiğini söyleyen Başhekim Büyükkarabacak, “Satın alınan uyuşturucunun parası terör örgütüne gittiği unutmamalı. PKK başta olmak üzere birçok terör örgütlerinin en büyük finans kaynağı uyuşturucu kaçakçılığıdır. Askerimizin, polisimizin ve çok sayıda masum insanın ölümüne sebep oluyor. Tedaviye gelenlere ben de genelde istemeden de olsa terörü finanse ettiklerini söylüyorum. Büyük bir pişmanlık duyuyorlar. Motivasyonlarını artırıyor. Uyuşturucuda kullansa halkımızın milli ve manevi duyguları daha fazla. Uyuşturucuyu kullandığında verdiği paranın nereye veya ne amaçla gittiğini hesap etmiyor, fakat bunu güzel bir şekilde anlattığımızda büyük bir pişmanlık duygusu içerisinde maddeden bir an evvel kurtulmak için çaba sarf ediyor” diye konuştu.


İHBAR EDİLİRİM KORKUSU YOK


Madde bağımlısı olan ve tedavi için geldiğinde ihbar edilirim korkusu yaşayanların yeni yasa ile ihbar edilmeyeceğini de ifade eden Büyükkarabacak, “Aralık ayının ilk günü Ankara’da yapılan Uyuşturucu ile Mücadele İl Koordinasyon Kurulları Değerlendirme toplantısında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ önemli açıklamalarda bulunmuştu. Bakan Bozdağ, yürürlüğe girecek uyuşturucu kanunu ile ilgili, ‘Uyuşturucu madde kullanan kişiler, tedavi maksadıyla hastaneye geldiği zaman doktorlar kendilerini savcılığa, kolluğa ihbar etmeyeceklerdir’ dedi. Bu yasa ile birlikte ihbar edilirim korkusuyla tedaviden çekinenler için olumlu bir adım olabilir. Uygulanacak olan madde bağımlılığı tedavi süreci doktor ve hasta mahremi olarak gizli tutulacak ve daha güvenli bir tedavi süreci geçirilecektir. Madde bağımlılığından kurtulmak için gelen hastalarımızın da kafalarındaki soru işaretleri ortadan kalkacaktır” diye kaydetti.

 

Sezer SEZER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER