Üç operasyonla hükümeti devireceklerdi

Samsun'da konferans veren eski istihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, "Dersanelerin kapatılması kararı FETÖ'yü panikletti. 17 Aralık'ı öne çekmek zorunda kaldılar. Üç operasyonu aynı anda yaparak hükümeti devireceklerdi" dedi.

Üç operasyonla hükümeti devireceklerdi

Haliç'te Yaşayan Simonlar ve Dün Devlet Bugün Cemaat adlı kitaplarıyla bir dönem Türkiye'nin gündemine oturan, daha sonra tutuklanan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, Emniyet'te bulunduğu dönemde dönemin İçişleri ve Adalet Bakanları başta olmak üzere, Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılarını,  Fethullahçı yapılanma ve yaptıkları usulsüz dinlemelerle ilgili defalarca uyardığını söyledi. Avcı, "Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dersanelerin kapatılması ile ilgili çıkışı, 17 Aralık operasyonunu vaktinden önce yapmalarına neden oldu. Eğer bu girişimlerini olgunlaştırarak yapsalardı, üçlü bir operasyon ile hükümeti 15 Temmuz'dan önce devireceklerdi" dedi.

AYDINLAR OCAĞI DAVET ETTİ

Bir dönem yazdığı "Haliç'te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitabıyla Türkiye gündemine oturan Hanefi Avcı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sessizliğini bozdu. 19 Temmuz 2013'te İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Devrimci Karargâh davasında 15 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan, o dönem FETÖ'ye ait basın yayın organlarında sürekli hakkında çarpıtılmış iddialar gündeme getirilen Avcı, Samsun Aydınlar Ocağı'nın düzenlediği 'Devlet Güvenliğine Yönelik Yapılar' konulu konferansta FETÖ ile ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Aydınlar Ocağı Samsun Şube Başkanı Doç. Dr. Taner Tunç, Öğretmenevi'nde düzenlenen konferans öncesinde 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, "Bugün birlik günüdür. Yönetenlerin, siyasi farklılıklarını unutma günüdür. Yaşanacak bir vatan olmadıktan sonra ne malın ne makamın hiçbir değeri yoktur. Tarih zamanı geldiğinde üzerine düşeni yerine getirmemiş toplumların ibretlik öyküleriyle doludur. Onun için bugünlerde bir ve beraber olmalıyız" dedi.

TÜRKİYE’DE NEDEN ÖRGÜTLER VAR?

Eski İstihbarat Daire Bşakan Yardımcısı Hanefi Avcı, devlete karşı örgütlerin ağırlıkta bulunduğu ülkelerin daha çok fikir ve düşünce özgürlüğünün olmadığı, hukukun ve adalet mekanizmasının işlemediği, remokrasinin olmadığı ya da çok az olduğu ve insan hakları konusunda sorunların çok olduğu ülkelerde ortaya çıktıklarına işaret etti.  Türkiye'de insanların ağırlıklı olarak terör ve anarşi olaylarının dış kaynaklı, özellikle de Batı ülkelerinin parmağı olduğuna inandıklarını ifade eden Avcı, asıl nedeninin ülkedeki iç güvenlik sorunları olduğunu dile getirdi. 1960 ihtilalinden, 1971 muhtırası ve 1980 ihtilaline kadar yaşanan tüm darbelerin ana nedeninin iç güvenlik sorunları olduğunu ifade eden Avcı, Türkiye'yi 15 Temmuz'a getiren ana nedenin de iç güvenlik sorunları olduğunu vurguladı.

15 TEMMUZ BÜYÜK BİR TRAVMA

15 Temmuz darbe girişiminin çık hızlı gelişen bir darbe girişimi olduğunu ve hala insanların tam olarak ne yaşandığının bile farkında olmadığını ifade eden Avcı, darbe girişimi sırasında görevinin başında olan özellikle TSK ve Emniyet mensuplarının yaşadıkları bu travmatik olay,  yaşamları boyurca devam edeceğini söyledi.

 

DEVLET GÜVENLİĞİ KALMAMIŞTI

15 Temmuz'da gün yüzüne çıkan Fethullahçı yapılanmayla ilgili, 17-25 Aralık'tan sonra cezaevinde bulunduğu süreçte kendisini ziyarete gelenlere, "Bu olay o kadar büyüyecek ve çatışma artacak ki inanılmaz derecede, herkes olumsuz etkilenecek. Geleceğimizde onlarca yıl bu olayın etkisinde kalacağız. Geçmşimiz dahi bundan etkilenecek demiştim. Çünkü 15 Temmuz'dan sonra görüldü ki, devlet güvenliği namına hiçbir şey kalmamış. Başbakanın, bakanların yaptığı tüm konuşmalar dinlenmiş. Bu konuşmalar nereye gitti, kime verildi bilmiyoruz. Bütün cemaat ve grupları da dinlemişler. Ülkede güvenlik namına hiçbir şeyimiz kalmamış. MİT'in, Emniyet'in bütün suç arşivleri, Maliye, Hazine'nin tüm arşivi ellerinde" dedi.

SAVCILAR DA GÖREVLERİNİ YAPMADI

Türkiye'de istihbarat birimlerinin sürekli olaylar gerçekleştikten sonra mevcut durumu görebilmek gibi bir zayıf yönü olduğunu söyleyen Avcı, "15 Temmuz'dan önce bu insanlar hakkında ifadeler vardı, isimler vardı ama zamanında tedbir alamadık. 2008 yılında Emniyet'te belli makamları ele geçirmeye çalışıyorlar, şu sınavları geçmek lazım diyen görevlileri kimilerini iftirayla da ya da başka yollarla görevden uzaklaştırıyorlardı. Ben İçişleri Bakanına da, Adalet Bakanına da dönemin Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılarına da, Emmiyet istihbaratı ele geçirmeye çalıştıklarını anlattım. Sahte suçlarla emniyet müdürlerini görevden aldırıyorlardı. Yazılı dilekçeler bile verdim. Kitap bile yazdım. Bu kitabı yazdıktan bir ay sonra olay tersine döndü. Halbuki kitapta yazdıklarımı dinleselerdi, yan odaya geçip tüm dinleme kararlarını çıkarsalardı,  o dinlemeleri yapanlar yakalanır, tutuklanırdı ve bugün bunları yaşamazdık. O dönemde sadece siyasetçiler değil, savcılar da görevlerini yapmadı" diye konuştu.


DEVLET BENİM DEMEYE BAŞLADILAR
Oda TV davasında gazetecilerin tutuklanmasıyla başlayan sürecin, Genelkurmay Başkanı'nın terör örgütü mensubu diye tutuklandığı bir sürece kadar uzandığını son olarak da FETÖ'cü yapılanmanın 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarlığı'na yönelik bir operasyon başlattıklarını anımsatan Hanefi Avcı, "O süreçte hükümet onlara dava açılamamasına yönelik yasal düzenleme yaptı. Sorun bunlarla halledilebildi gibi gösterildi. Ama cemaat o kadar güçlenmişti ki, tüm kamu kurumları bu ülkede adı duyulan bütün holdingler, basın mensupları hepsi Pensilvanya'ya gidip biat etti. Gitmeyenlerin sayısı 5-6 'yı geçmiyor. Hatta bu yapı ben devletin gerçeğiyim, paralel hükümet demeye başladı" dedi.

 

DERSANELER KONUSU CEMAATİ PANİKLETTİ
Hükümetin dersanelerin kapatılması konusunda aktif bir tavır almasının ardından 17 Aralık operasyonunun planlandığını anlatan Hanefi Avcı, "Aslında bu operasyon bütün belgelerin tamamlanmasının ardından şubat sonu mart başında başlatılacaktı. Yeterince olgunlaşmadan Aralık'ta başlattılar. Üç operasyon yaparak tutuklayacaklardı. 17 Aralık'tan sonra hükümet hemen tedbir alarak, bu operasyonları önledi. Üçü aynı anda başlasaydı hükümet kesinlikle düşerdi. Zaten başbakanın yakınları da gözaltına alınacaktı. En büyük 10 firmanın hesaplarına el konulacaktı. Önce Emniyet'teki cemaat mensupları tutuklandı, HSYK ele geçirilince, tayinler yapılarak yargı ve Emniyet'teki cemaatçi unsurlar temizlendi" dedi.

 

DEMOKRASİ VE HUKUKLA ÇÖZERİZ

15 Temmuz darbesini yönetenlerin askerler değil, Adil Öksüz gibi cemaat imamları olduğunu ve onun gibi birçok imamın 1.5 yıl önce ifadelerde adları geçmesine rağmen araştırılmadığını dile getiren Hanefi Avcı, "Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Bu süreçten sonra demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir ortam yaratırsak bunları bir daha yaşamayız. Sadece şekli olarak değil gerçekten inanarak, düşünce ve fikir özgürlüğünü içselleştirirsek, yetkili değil yetkin devlet kurumları oluşturursak, yıllar önceden tehlikeleri görebilecek bir istihbarat oluşturabilirsek bir daha aynı sorunları yaşamayız.

HANEFİ AVCI KİMDİR?

2003 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'na getirilen daha sonra önce Edirne ardından da Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü görevine getirilen Avcı, 2010 yılında yazdığı  "Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabında Gülen cemaatinin emniyet teşkilatında örgütlendiğini ve telefon dinlemesi dahil yasadışı faaliyetlerde bulunduğunu iddia etti. Avcı, bu kitabının yayınlanmasının ardından, şimdiye kadar sol örgütlere yönelik operasyonlarıyla tanınmasına rağmen Devrimci Karargâh örgütüne yardım etmek suçlamasıyla tutuklanarak, Silivri Cezaevi'ne konulmuştu. Bu örgüte yardım ettiği gerekçesiyle 15 yıl 4 ay 5 gün hapis cezası alan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali tespit etmesi neticesinde 20 Haziran 2014'te tahliye oldu.

Gülsüm ATİK

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER