Okuduğunuzda kanınız donacak!

1 Mart 1918 gecesi Rum-Pontus Andon Paşa Çetesi tarafından Bafra Balık Gölleri’nde katledilen 19 balıkçı ve olayı tanıklarından biri olan (Çıldırarak yaşamını yitiren) Mustafa Demircioğlu, Şeyh Seyyid Kutbiddin türbesinin yer aldığı mezarlık alanında yatıyor.

Okuduğunuzda kanınız donacak!

1 Mart 1918 gecesi Rum-Pontus Andon Paşa Çetesi tarafından Bafra Balık Gölleri’nde katledilen 19 balıkçı ve olayı tanıklarından biri olan (Çıldırarak yaşamını yitiren) Mustafa Demircioğlu, Şeyh Seyyid Kutbiddin türbesinin yer aldığı mezarlık alanında yatıyor.

16 Mart 2018 Cuma 08:08
Okuduğunuzda  kanınız donacak!

Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin torunu Şeyh Seyyid Kutbiddin türbesi ve mezarlık alanındaki bir mezarlık alanı oldukça dikkati çekiyor. Tarihi anlamda Samsun hakkında pek çok değerin yer aldığı mezarlık alanında, 1 Mart 1918 gecesi Rum-Pontus Andon Paşa Çetesi tarafından Bafra Balık Gölleri’nde katledilen 19 balıkçı ve olayın tanığı yatıyor. Mezarlıkta bulunan kitabeler okuyanın kanını donduruyor.

OLAYIN TANIĞI ÇILDIRARAK ÖLDÜ

Mezardaki kitabede, “1 Mart 1918 Gecesi; Rum Pontus, Andon Paşa Çetesi tarafından Bafra Balık Göllerinde, Şehit edilen 19 Türk Balıkçısının ve Kuvay-i Milliye Kurucu Komutanı Şehit Sürmeneli Mehmet Efendi, Komutan Akçaabatlı Yusuf Çavuş, Sürmeneli Deli Ömer ve Silah Arkadaşlarının Ruhları Şad olsun..” ve olayın tanıklarından Mustafa Demircioğlu’nun mezar taşında ise ‘Çıldırarak öldü..” yazıyor.

ÇETELERİN SAMSUN’DAKİ KATLİAMLARI

Osmanlı Devleti, çağın özelliği gereği gerek iç gerekse dış güçlerin etkisiyle dağılma sürecine girmiştir. İçinde bulunan azınlıklar büyük devletlerin desteği ile yavaş yavaş Osmanlı Devleti’nden ayrılırken, yüz yıllardır Anadolu’da Türklerle iç içe yaşayan Rumlara da İnebolu’nun batısından başlayıp Batum’a kadar uzanacak olan bir Pontus Devleti kurma hayalleri içine girmişlerdi. Bu devletin başkenti olarak da Samsun’u seçmişlerdi. Bu nedenle Samsun ve çevresinde çok yoğun çete faaliyetlerine başladılar. Din adamları bu çeteleri kışkırtmada aktif rol oynamışlardır. Bütün bunlara karşı Osmanlı Devleti aldığı çeşitli tedbirlerle Müslüman halka karşı yapılan bu yıkıcı ve acımasız faaliyetleri durdurmaya çalışmıştır. Mütareke ile beraber Samsun'daki Rumlar birden değişmişti. Akşamları dışarı çıkmak Müslümanlar için tehlikeli bir hale gelmişti. Rumlar açıkça silahlı dolaşıyorlar, yine öylece Saathane Meydanı'nda düzenledikleri at yarışlarında, atlarını Hükümet binasının önüne kadar sürerek gösteri yapıyorlardı.

CESETLER DEHŞET İÇİN KAĞNI ARABALARIYLA TAŞINDI

Samsun'daki Rum halkının bu taşkınlıkları ve tecavüzleri Türk'ler arasında "Gâvur azması" diye adlandırılmıştı; birinci gâvur azması büyük savaşta olmuştu, ikinci gâvur azması ile mütarekede oluyordu. Samsun'da şekavette olan Güllüce Köyü'nden Hristo, Koruluk Köyünden Hoşri, Sinemetaş Köyü'nden İstaposioğlu İstatyos çeteleriydi. Ayrıca adlarıyla tanınan Anastasoğlu Yakuf, Dimitoğlu Yago, Panayotoğlu Lefter, Deli Hambuoğlu Fidol, Trandefiloğlu Arigo, Kocaboğaoğlu Anastas, Makaryos ve Nikola, Çullu Lefter, Nikolaoğlu İstil, Kostioğlu Bırama ve Andon Paşa çeteleri de vardı. Bu çeteler yanlarında 100'e yakın silâhlı adamlarıyla dolaşırlar, köyleri basıp yağma ederlerdi. Bu olaylardan olarak Güneyköy baskınında 13 kişiyi, Beylerce Köyü Baskınında 11 kişiyi çocuk, kadın, erkek demeden öldürmüşlerdi. Katledilen arasında bir yaşında bebekler, seksen yaşında intiyar kadın ve erkekler de vardı. (Şehitler listesi yazı sonuna eklenmiştir.) Samsun-Duayeri mevkiinde Hoşri çetesinin kurduğu tuzağa düşen Koruluk köylülerinden 20 kişi de, yine aynı şekilde, 7 Ekim 1921'de öldürülmüşlerdi. Gebi köyünden olup, yolları kesilerek öldürülenlerin cesetleri de, dehşet yaratmak için kağnı arabalarıyla Samsun'a gönderilmişti. (Şehitler listesi yazı sonuna eklenmiştir.) Dağlarda şekâvette bulunan Rum çeteleri bazen ihtiyaçları için Samsun'daki Rum evlerine inerek barınırlardı.

PROPAGANDA KAĞIDINDA ŞUNLAR YAZIYOR!

Samsun Polis Müdiriyeti'ne intikal eden bir ihbardan Eski Mezarlık Mahallesi'nde Yorgi eşi Evgenya'ya ait eve böyle kişilerin geldiği anlaşılmıştı. Ev sarılıp eşkiyalar ölü olarak ele geçirildiği gibi, yapılan aramada şu propaganda kağıdı bulunmuştu: "Bizim çocuklar silâhlarınızı kuşanınız. Hepinizin gözlerinde sevinç parladığını görüyorum. Yaşınız ilerledikçe gökteki kesif renge bürünmüş bulutlar, bir süratli akışla etrafa dağılıyor. Durmayıp silâhlaınız. Sevgili ecdadımızın kıymetli bir yadigâri olarak bıraktığı bu mukaddes toprağın pek geniş ve hür bir sema altında bulunduğunu görmek ne vakit nasip olacaktır? Hemen sürat ve şevkle silaha sarılınız. Sarılınız ki, ölmüş rüyalarınıza hayat ve hakikat nuru yağsın."

O BÖLGELER EŞKİYALARIN ADETA YATAĞI OLDU

Samsun'un Kavak ilçesinde ise, Kara İlya adlı bir Rum eşkiyasının ve çetesinin, Yürmenli Köyü'nden Hurşid adlı bir Türk'ü şehid etmeleri yörede büyük etki yapmış, O'nun adına söylenen ağıtlar zamanımıza kadar gelmiştir. 1920 yılı sonuna kadar Rum şekaveti sebebiyle Samsun içinde 7 katil, 1 yaralama kaza dahilinde ise 51 katil olayı meydana gelmiştir. Muhtelif köylerde de 500 hane yakılmıştır. Haziran 1922'ye kadar ise, Samsun ve havalisinde halktan 3'ü çocuk olmak üzere 14 kişi, 1'i başçavuş yardımcısı olmak üzere 6 asker Rumlar tarafından şehid edilmişlerdir. Halktan 4 kişi askerden 13 kişi olmak üzere, 17 kişi de yaralanmıştı. Haziran 1922'ye kadar Kavak ve köylerinde ise Rum çeteler tarafından 830 baş hayvan, 307 koyun gaspedilmiş, halktan 8 askerden 1 kişi olmak üzere 9 katil, yine askerden 2, halktan 1 kişi olmak üzere 3 yaralama olayı meydana geliş, 1 samanlık da yakılmıştır. Köylere yapılan baskınlar ve değirmenlere yapılan tecavüzlerde ise tespit edilemeyen miktarda zahire gasp edilmiştir. Canik Sancağı ve Amasya Sancağı'ın sınırında bulunan, Merzifon'un kuyezindeki Tavşan Dağı da Rum eşkiyalarının yatağıydı. Buradan zaman zaman Kavak, Bafra, Alaçam ve Lâdik, Vezirköprü, Havza Merzifon taraflarına tecavüz ediyorladı.

İŞTE O ÇETELERİN İSİMLERİ:

Bu mıntıkadaki Rum çeteleri de şunlardı: Merzifon'un Osmanoğlu Köyü'nden Lazar, Beyan Köyü'nden Yarküloğlu Nikola, Hacıbeli Mahallesi'nden Aris, Gelinsesi Köyü'nden Taşoğlu Mihail çeteleri... Köprünün Armudlu Köyü'nden Kısabacak ve Hambu çeteleri, Karlık Köyü'nden Rum eşkiyaları, Düzyol Köyü'nden Patlakoğlu İlya, Göçmenoğlu İstavri, Konstantinoğlu Anastas, İncirli Köyü'nden Taşoğlu Kiryaki, Çinici Köyü'nden Savaoğlu Lazari çeteleri, Karaköy Rum eşkiyalarından Çamu, Ustabaşıoğlu Vangelos, Mahmudlu Köyü'nden Papaz Yorgi, Konstantinoğlu Dimit, İstiloğlu İstil, Tanayıloğlu Elis, Anastasoğlu İlya ve Baraş, Anesti çeteleri Kapaklı Eşme Köyü'nden Filoci, Sarı Pavlos, Kara Vasil çeteleri... Havza'nın Aydoğdu Köyü'nden Karapınarlı Yakuf ve Kapısızoğlu Anastas, Yağıbasan Köyü'nden Anesti Çavuş, Hınka, Vasil, İlya, Panayot ve Dombak çeteleri, Karlık Köyü'nden Yortuloğullarından Limatos, yine Aydoğdu Köyü'nden Piç istil, Tatarkale köyünden Milasyesoğlu Tasas, kesrüf köyünden Virandefiloğlu Hristaki, Karacaviran Köyü'nden Koçuroğullarından Dimitoğlu Yoriga, Papasoğullarından yanioğlu Haralambos, Atnasoğullarından Lazaroğlu Foti, Kaba Boroğullarından Hristo, Kırbaçoğullarından Mihail, Anastas, İstatyos, İyidere Köyü'nden Karayamalıoğlu Hambi, Sava ve Anesti çeteleri...

Lâdik'te ise kalabalık çetesiyle tanınan Rum eşkiyası Sokrat'tı. Ayrıca adlarıyla bilinen ve şekavet icra eden Rum çetesi de vardı. Bu çetelerin sebep oldukları hadiselerden olarak şunlar zikredilebilir: Pekmezci Köyü baskını (Merzifon): 13 Kasım 1918 günü çetebaşı Kosti, Vangil, Büyük Hampular ve Küçük Hampular idaresindeki 20 kişilik Rum çetesi Pekmezci Köyü'nü kuşatarak soyguna başlamışlardı. Köyün zenginleri olarak bilinen Molla Halil oğlu Osman dövüIerek ve bıçakla işkence edilmek suretiyle bütün varlığı gasbedilmiştir. Baskını haber alan Topaloğlu Ömer Ağa kaçmışsa da, oğlu Mahmud eşkiyanın eline düşmüş ve bütün zenginlikleri gasbedilmiştir. Çakal Mezrası baskını (Merzifon): 23 Kasım 1918'de çetebaşı İstil ve 20 kişilik çetesi adı geçen köyü basıp, dayak ve işkenceyle gasbda bulunmuştur. Köyü soyup 13 adet kırmızı altın ve 1702 liralık ev eşyası, mal ve hayvanat ele geçirerek uzaklaşmışlardı. Ortaklar Köyü katliamı (Vezirköprü): 2 Ekim 1921'de 900 kişilik büyük bir Rum eşkiya grubu Ortaklar Köyü'nü kuşatarak yakaladıkları kadın, çocuk ve erkekleri kurşun ve süngüden geçirmiştir. Bu katliamda 14 kadın, 12 erkek şehid olup 5 erkek, 3 kadın ağır yaralanmıştı. Soygundan sonra 150 hanelik köy yakılmış, ambarlardaki 3550 ölçeklik zahire yanarak yok olmuştur. Bu baskında 59 baş çiftlik hayvanatıda gasbedilmişti. Esenbey Köyü baskını (Vezirköprü): 2 Ekim 1921 tarihinde aynı eşkiya grubu, bu 40 hanelik köyü de basarak ele geçirdiği 11 kişinin 8'ini öldürmüş, 3'ünüde ağır yaralamıştı. Esenbey Köyü küçük olmakla beraber zengin bir yerleşim yeriydi. Yakılan binalar, zahire, gasbedilen mal ve hayvanatın maddi kıymeti 1 670 000 kuruş olarak hesaplanıştır. Küpecik Köyü baskını (Ladik): 31 Ağustos 1921 günü 80 kadar silahlı, 100 kadar da kadın ve erkek silahsız Rum eşkiyasından oluşan çete, Küpecik Köyü'nü basmıştır. silahsız olan Rum'lar evleri ve samanlıkları ateşe verirken, yangından dışarı çıkanlar da kurşunlanmıştı; 5'i erkek. 1'i kadın olmak üzere 6 kişi yanarak can verirken 7 erkek, 3 kadın da kurşunlanarak öldürülmüştü. Ayrıca 2 erkek ağır yaralanmış, 2 kadın da dağa kaldırılmıştır. 150 hanelik Küpecik Köyü'nden ancak 5 hane ve 10 samanlık kurtulabilmiştir. Toplam 213 bina ve 21 920 ölçek zahire yanmış, 159 baş çiftlik hayvanatı gasbedilmiştir. Bu maddi zayiat da, 4 730.000 kuruş olarak hesaplanmıştır. Ayrıca hava değişimi için memleketlerine gitmekte olan 7 nefer de, Mahmutlu Köyü civarında 29 Mayıs 1919'da yine bu çeteler tarafından pusuya düşürülmüşlerdir. "Sığır çobanı" lâkabıyla tanınan Rum çete başı Konstansin oğlu Dimit ve 30 kadar eşkıyanın saldırısına uğrayan bu askerler, orada katledilmişlerdir.

Araştırma: Tolga BİRGÜCÜ

Son Güncelleme: 16.03.2018 10:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4