'Eyvah ne olacak şimdi' deyip çocuğa saldırmayın

Uyuşturucu batağına girmiş çocuklara karşı ailelerin neler yapması gerektiği belirten Tolga Bostancı, “Aileler öncelikle paniğe kapılmamalı. ‘Eyvah ne olacak şimdi’ deyip çocuğa saldırmayın, yani öfkeyle hareket etmeyin” dedi

'Eyvah ne olacak şimdi' deyip çocuğa saldırmayın

Radyo Gerçek’in ‘Günaydın Samsun’ programına konuk olan Samsun Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucuyla Mücadele Şube Müdürü Tolga Bostancı, uyuşturucu ile mücadele çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Bostancı özellikle ailelere büyük görev düştüğünü belirtirken, vatandaşların da mahallelerinde dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.

 

 

BİRİMİMİZİN TEMSİL YETENEĞİ FAZLALAŞTI


Bostancı, “Daha önceden narkotik birimi Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün içinde bir büro amirliği olarak faaliyet gösteriyordu. Daha sonra 2015 yılının aralık ayında Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü haline dönüştü ve tabii şube müdürlüğü olunca büyüdü. Dolayısıyla birimimizin temsil yeteneği fazlalaştı ve personel sayısı arttı. Bununla birlikte merkezde de Uyuşturucu ile Mücadele Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyoruz. Şu anda kurulan şube müdürlüğü ile birlikte personel takviyesi oldukça fazla oldu, tabi teknik manada yeterli donanıma kavuştuk. Eğitim konusu da çok önemli. Personelimize daire başkanlığımız koordinesinde çok ciddi eğitimler verilmeye başlandı. Bu konuda ve uyuşturucuyla mücadele genel bir etkinlik artırımına gidilmiş oldu” dedi.

 

NARKOTİMLER ETKİN BİR ŞEKİLDE ALANLARDA


Narkotimler hakkında bilgiler veren Bostancı, “Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü'nden önce Narkotimler kuruldu. Narkotim bir proje aslında. Narkotim yine daire başkanlığımızın koordine ettiği bir proje. Açılımı uyuşturucu ile etkin mücadele timleri anlamına geliyor. 2014 yılı da uyuşturucu ile mücadele yılı ilan edilmişti. Bu yıl dolayısıyla çeşitli projeler geliştirildi. Narkotim ilk etapta 11 ilde hayata geçirildi. Pilot olarak Samsun'da bu illerin arasındaydı. Narkotimler, uyuşturucunun sokakta ulaşılabilirliğini engellemek, minimize etmek amacıyla kuruldu. Narkotimler, mahallinde bizzat çalışarak tespitler yapıyorlar, uyuşturucu ile ilgili ve bu tespitlere yönelik lokal düzeyde çözümler üretmeye çalışıyorlar. Etkin operasyon yaparak polisin bu işteki kararlılığını insanlara göstermeye çalışıyorlar. Yani bir nevi dosta güven düşmana korku amaçlı bir görev yürütüyorlar. Toplumun her katmanı ile işbirliği içerisinde faaliyet gösteriyorlar. Yani bizim bu eski narkotik polisi gizlilik içerisinde çalışma mantığının biraz dışında, aleni bir şekilde toplumun her kesim ile irtibat kurarak bu sorunun üstüne gitmeye çalışıyorlar” diye belirtti.

 

YÜZDE 120 ARTIŞ OLDU


Bostancı, “Narkotim polisleri mahalle muhtarlarından camii imamlarımıza, mahallede yaşayan normal vatandaştan en büyük esnafa kadar herkesle irtibat kurmaya çalışıyorlar. Bu kapsamda alınabilecek tedbirleri de tespit edip raporlar halinde bize bildiriyorlar. Aynı zamanda da hem arzla hem de taleple mücadele önemli bir görev yapıyorlar. İstatistiki verilere baktığımız zaman narkotimler kurulmadan önceki 5 ayla kurulduktan sonraki 5 ay karşılaştırdığımızda ciddi artışlar meydana geldiği görülmekte. Narkotimler kurulduktan sonraki ilk 5 ay içerisinde uyuşturucu suçu olay sayısında yüzde yüz 2’lik bir artışımız var. Uyuşturucudan yakalanan kişi sayısında yüzde 120 artış oldu. Uyuşturucu madde boyutunda da sentetik uyuşturucular da çok ciddi artışlar meydana geldi. Tabi diğer uyuşturucuların yüzde 50 ile 60 arasında değişen rakamlarda artışlar meydana geldi. Bu artışlar aslına bakarsanız bizim istemediğimiz boyut. Yani aslında hedef uyuşturucu satışlarının ve yakalamalarının azalmasıdır. Burada nihai amaca ulaşmak üzere hızla devam ediyoruz. Ama şunu da söylemek gerekir ki, artış halen devam ediyor. Narkotik ekiplerinin Uyuşturucuyla Mücadele Şube Müdürlüğü çalışmaları artışla sonuçlanıyor ve bu da bu işin bir diğer boyutu. İnşallah sonucunu azaltmaya yönelik getirmeye çalışacağız. Burada halkın katılımı çok önemli. Yani burada milli beraberlik olması gerekiyor. Aynı terörle mücadele olduğu gibi uyuşturucu ile mücadelede milli ve beraberlik olması gerekiyor. Tabii bu aslına bakarsanız sadece polisiye bir sorun değil. Bağımlılık sorunu toplumsal bir sorun” diye kaydetti.

 

SAMSUN 20 İLİN ARASINDA

 

Kenevirin üretimi konusunda da bilgiler veren Bostancı, “Kenevir üretimi izne tabi. Bu yönetmeliklerle kanunlarla belirlenmiş. Toplam Türkiye'de izin verilen 20 il var. Bu 20 ilin dışında her ne sebeple olursa olsun kenevir ekimi yapmak yasak. Kenevir ekmek isteyenler Tarım Müdürlüklerinden izin alıyorlar. Samsun'da bu 20 ilden birisi. Dolayısıyla izinli şekilde kenevir üretimi kontrollü bir şekilde mümkün. Kaçak kenevire üretimine karşı sıkı denetimler yapılıyor. İzinsiz ekim ve kötüye kullanmak isteyenlere karşı kanunlarda da cezalar var. Özellikle esrar maddesi elde etmek amacıyla kenevir ekimine karşı ciddi mücadele veriliyor. Kaçak kenevir ekiminde daha çok kırsal alan öne çıkıyor. Kırsal alanda genelde Jandarma mıntıkası olduğundan bizim kayıtlarımızda kaçak kenevir ekimi vakaları çok fazla yaşanmıyor. Bu konuda jandarma ile ortaklaşa da birçok çalışma yapıyoruz. Kaçak ekimle alakalı jandarmanın çok ciddi yakalamaları oluyor. Samsun'da da çok ciddi çalışmaları olduğu ortadadır” diye ifade etti.

 

VATANDAŞA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR


Uyuşturucu ile mücadele de vatandaşın da büyük önemi olduğunu ifade eden Bostancı, “155 polis imdat telefonu her konuda ile ilgili suç konusunda ihbar açık. Vatandaşlar hiçbir yapamıyorsa mahallelerde veya köylerde muhtarlara bu konuyu iletebilirler. İhbar önemli bir müessese, yani ihbarların gelmesini istiyor ve bekliyoruz. Çünkü her sokağa, her köşe başında,  her caddeye veya her köye güvenlik veya kolluk görevlisi koymamız mümkün değil. Sınır var ama her sokakta bizim bir gözümüz olarak vatandaş gözlemleyebilir. Herkes bizim gözümüz olabilir ve bize ihbar ettiğinde sanki her sokakta bir polis varmış, bir kolluk görevlisi varmış gibi faaliyet gösterebiliriz. Bu ihbarlar bizim için çok önemli. İnsanlarımız bazen çekiniyorlar, ‘İhbar edersem bana bir şey olur mu?’ veya ‘İhbar ettiğim şahıslar bana bir zarar verir mi?’ diye. Bu konuda ihbar eden kişinin kimliği kesinlikle gizli kalmaktadır. Zaten kendisi de kimlik bilgilerini istemiyorsa vermeyebilir. Bu konuda bir diretmemiz yok” dedi.

 

DAHA ÇOK İSTANBUL’DAN GELİYOR


Uyuşturucu operasyonlarına göre Samsun’a dışarıdan gelen uyuşturucu hakkında da bilgiler veren Bostancı, “Sentetik uyuşturucular özellikle batı illerinden daha çok İstanbul’dan geliyor İstanbul'undan getiren şahısları yakalamamız oldukça fazla. Sentetik uyuşturucu ve diğer uyuşturucu türlerinde bu sene özellikle Doğu Bölgesinden getirilenlerden de yüklü miktarda yakalamaları yaptık. Yani normal uyuşturucu esrar olarak doğu illerine geliyor diyebiliriz Sentetik uyuşturucular hakikaten sıkıntılı bir konu. Sentetik uyuşturucu sonradan kimyasal yollarla insanlık düşmanları tarafından üretiliyor İçine birçok madde konuluyor, Kimyasal maddeler bunlar, zaten maddelerin kendisi toksit etki yaratıyor. Yani insan vücuduna zehirleyici etkileri var. Bir de bunun dışında bir kere ne koyduğunu bilmiyoruz. Üretimini yapan kişi ne isterse onu koyuyor. Kullanan kişide içerisinde neler olduğunu bilmediğinden madde kullandığı zaman bu sentetik uyuşturucular vücutta nasıl bir etki yapılacağı çok fazla bilinmiyor. Dolayısıyla bu kimyasal maddeler halinde farklı bir zehir de olsa bunu vücuduna almış oluyor. Bu zehirlenmeler neticesinde de ölüme varabilen vakalarla karşılaşılabilinir. İlk kullanımda bile çok yüksek ölüm riski var. Biz yakalamalarımızda bu maddeleri analiz ediyoruz, Sentetik uyuşturucu diye yakaladığımız maddenin içinden kene ilacı, fare zehrinin içinde bulunan etken maddeler çıktı. Demek ki bunu imal eden kişiler bu maddenin içine fare zehri koymuş, direk insanlara karşı bir suikast düzenliyor. Bu sentetik uyuşturucuların hepsi için geçerli. Çok ciddi tehlike var bu konuda. Sentetik uyuşturucularda ölüm riskinin yanı sıra diğer uyuşturuculara göre daha çabuk bağımlılık yapıyor ve yoksunluk belirtileri baş gösteriyor. Kanun koyucu da bu tehlikenin farkına vararak sentetik uyuşturucular ile ilgili ceza artırımı öngörüyor” diye belirtti.

 

UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI 18-25


Uyuşturucu kullanım yaşına bakıldığında genel olarak 18 ile 25 yaş arasında olduğunu belirten Bostancı, “Uyuşturucu kullananların genel olarak yaş ortalaması 18 ile 25 yaştır. Sadece bu yıl içerisinde yaptığımız operasyonlarda 13 yaşında bir çocuğun uyuşturucu kullandığını tespit ettik. Diğerleri 15 yaş üzeri çocuklar. Zaten çocuk durumuna baktığım zaman toplam yakaladığımız uyuşturucu suçundan yakalanan şüpheli sayısının yüzde 7'sini teşkil ediyor. Geri kalanı yetişkin insanlardan oluşuyor. Bütün çocuklarımız uyuşturucu kullanıyor veya kullanmaya meilli anlamına gelmiyor. Bu konuda halkımızı da tedirgin etmeye gerek yok. 18 yaşları çok önemli. Bu yaşlarda kendini bulma, ergenlik sonrası merak ve arkadaşların arasında bir yer bulma konusu gündeme geliyor. İşte bağımlıların çoğu arkadaş etkisi, merak sebebi veya bir kereden bir şey olmaz bir deneyim mantıyla tuzağa düşüyor. Hiç kimse uyuşturucuya başlarken bağımlı olacağını düşünmüyor. Her zaman madde kullanımını kontrol edebileceklerine inanıyorlar. Fakat bir müddet sonra ise daha fazla kullanma isteği doğuyor. Kısa bir süre sonra bu kullanım sıklaşır. Her defasında bu son artık denilirken sonlar bir türlü gelmiyor. Daha sonra ben bağımlı değilim ve kullanıyorum ama işte bir şey olmaz bağımlı değilim İstediğim zaman bırakabilirim düşüncesini bir müddet daha devam ediyor fakat bu da yeterli gelmiyor. Çünkü vücut bu maddeyi kullandıkça daha fazlasını istiyor. Daha sonra artık olumsuzluklar başlıyor vücutta ciddi hasarlar meydana gelmeye başlıyor, şahıs istediği şeyleri yapamamaya başlıyor, fiziksel aktivitelerin yerine getirememeye başlıyor. Dolayısıyla bu sefer de maddeyi bırakma arzusu başlıyor, fakat madde kendisini bırakmadığından dolayı bir türlü mümkün olmuyor” dedi.

 

İSTENİLDİĞİ TAKDİRDE KURTULABİLİRLER


Uyuşturucu kullanan kişilerin istedikleri taktirde uyuşturucudan kurtulabileceklerini söyleyen Bostancı, “İstedikten sonra uyuşturucuyu bırakmak mümkün, ama ciddi bir irade, tedavi ve rehabilitasyon sürecinden sonra bırakmak mümkün. Tabii bu işe girmemek en doğrusu. Samsun genelinde kendimiz bir araştırma yaptık. İstatistiklere göre Türkiye'de genelde arkadaş etkisini ön planda görüyoruz yani uyuşturucu madde kullanan bağımlıların büyük bir çoğunluğu arkadaş etkisiyle bu işe girdiğini söylüyor. Bu etki işte tam o döneme denk geliyor. Bizim hedef grup dediğimiz 18-25 yaşı arası veya ondan öncesinde denk geliyor. İkinci madde olarak da merak konusu gündeme geliyor. Merak edilecek bir şey yok aslında. Çünkü kötü olduğu açık. Eğer kötü olmasaydı bu madde uyuşturucu bağımlılarının hiçbirisi bırakmak istemezdi veya yasal olurdu. Madde kullanan kişilerle biz devamlı temas halindeyiz. Gerek yakalıyoruz, gerekse kendileri geliyorlar. Dolayısıyla bu insanlar bizim gördüğümüz kadar hep bırakmaya çalışıyor. Hiç ben bırakmak istemiyorum diyen bir uyuşturucu bağımlısı ile karşılaşmadım bugüne kadar. İyi bir şey olsa herhalde onlarda bırakmak istemezler diye düşünüyorum” diye belirtti.

 

AİLELER NELERE DİKKAT ETMELİ?


Ailelerin uyuşturucu kullandığından şüphelendiği çocukları için nelere dikkat etmeleri gerektiği hususunda uyarılarda bulunan Bostancı, “İlk olarak uyuşturucu kullanan şahıs neler yapar ona değinmeliyiz. Uyuşturucu kullanan genç çocuk bir kere olağan üstü ani değişimler gerçekleştiriyor. Yani bu hayatın her aşamasında fiziksel olarak da psikolojik olarak da ani değişimler görülür. Çocuklar aniden dikkat çekici boyutlarda arkadaş çevresini değiştiriyorsa buna bir bakmak lazım. Burada çeşitli sebepleri var Bunu maddeye rahat ulaşım veya kötü örnek olabilecek davranışlara sahip arkadaşlar edinmek ve onlarla beraber dolaşmak bunun altında yatan sebepler. Bence de çocukların sevgi ile yetişmesi lazım. Anneleri babaları, aile fertleri o kadar sevmeli ki sırf annesini üzmemek için çocuğun bu arkadaş grubuna dahil olmaması lazım. Bu işe başlamamız lazım, bu maddeyle tanışmaması lazım, sevgiyi dışarıda aramaması lazım. Burada ailelerde bu konuda büyük görevler düşüyor. Ailelere baktığım zaman madde kullananların aile analizinde genelde ailelerin annenin ya da babanın herhangi birisini veya ikisinin birden alkol veya başka bir bağımlılık yapıcı madde kullanması öne çıkıyor” diye konuştu.

 

EYVAH NE OLACAK ŞİMDİ DEMEYİN!


Uyuşturucu batağına girmiş çocuklara karşı ailelerin neler yapması gerektiği konusunda da bilgiler veren Bostancı, “Aileler öncelikle paniğe kapılmamalı. ‘Eyvah ne olacak şimdi’ deyip çocuğa saldırmayın, yani öfkeyle hareket etmeyin. Bir kere dövmek, çocuğa hakaret etmek bu kesinlikle yapılmaması gereken bir şey. Sorunu görmezden de gelmeyin. Bir an önce müdahale etmek gerekir, çocuğunuzla yüz yüze konuşun. Fakat bunun öncesinde de bir müddet gözlemlemek sosyal çevre incelemek müdahalenizde daha çok yardımcı olacaktır. Sorunun kaynağı tespit edilmeli. Bu sorunun kaynağını tespit ettikten sonra ona göre müdahale ederek, ancak maddeden uzak tutabilir. Şunu unutmamak gerekir ki çocukların bu maddeye alışması, başlaması ailelerin yanlış ve eksik davranışlarından kaynaklanıyor. Ben nerede yanlış yaptım diyerek önce kendilerine sormalılar” dedi.

 

TÜM KAMU KURUMLARI BİRLİKTE HAREKET EDİYOR


Uyuşturucu ile mücadelede tüm kamu kurumlarının ortak çalıştığını da ifade eden Bostancı, “Uyuşturucu ile mücadele sadece polisiye tedbirlerle çözülecek bir sorun değil. Tüm kurumlar, sivil toplum kuruluşları ve tüm halkımızın desteği var. Sadece yakalama ile değil uyuşturucu kullananların başlamasına yönelik de tedbirler alınması gerekiyor. Bu konuda illerde uyuşturucu ile mücadele koordinasyon kurulları oluşturulmuş durumda. Merkezde de yine Bakanlığın üst düzey yetkililerin katıldığı bir kurul var. Bu kurulda uyuşturucu mücadele kurulunda birçok kurum var sivil toplum kuruluşlarda yer alıyor. Her ay toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılarda uyuşturucuyla ilgili her türlü sorun masaya yatırılıyor. Samsun için hazırlanan geçerli bir uyuşturucu eylem planında her kurum ne yapması gerekir bunlar maddeler halinde hazırlanarak sunuluyor. Yıl sonunda bunları tekrar gözden geçiriliyor nerede eksik var neresi tamamlanması gerekiyor ne yapmamız gerekiyor bunlarla ilgili ciddi kararlar alınıyor ve bu kararlar uygulamaya konuluyor” diye belirtti.

 

UYUŞTURUCU PARASI TERÖRÜ BESLİYOR


Bostancı, “Uyuşturucu madde satın alan kişi parayı satan kişiye veriyor. O sadece onu tanıyor. Kim olduğunu ya da arkasında kimlerin yer aldığını bilmiyor. Bu uyuşturucu nerden geliyor onu da hesaba katmıyor. Belki bunları düşünmeden alıyor. Ama baktığımız zaman o bir organizasyon işidir. Bu bir örgüt işidir örgütsel bir faaliyettir. Baktığın zaman uyuşturucunun imal edilme sürecinden satışına piyasaya arzına kadar ki geçen sürede birtakım kişiler burada örgütsel manada faaliyet göstermektedir. Tabii terör örgütü de bu işin içinde. Şimdi terör örgütünden bir gelir kaynağı artık net bir şekilde uyuşturucu olduğu ortaya çıktı. Hem üretiminde hem nakliyesinde hem de piyasaya arzında ciddi manada buradan gelir elde ediyor. Yani uyuşturucu madde kullanan herkes verdiği her bir kuruşun mutlaka terör örgütüne gittiğini düşünmeli. Terör örgütü bu paralarla silah temin ediyor ve yine silahı bize doğrultuyor” diye konuştu.

 

Sezer SEZER

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER