'Başkanlık Sistemi Türkiye'ye Şart'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, başkanlık sisteminin Türkiye'nin önünü açacağını belirterek, “Padişahlık yetkileri geliyor gibi saçma sapan eleştiriler var. Aksine başkanlık sistemine baksalar yetkilerin birçoğundan vazgeçmek anlamına da geliyor. Cumhurbaşkanımız bugün her ne yapıyorsa bilin ki Türkiye'nin geleceği için yapıyor” dedi

'Başkanlık Sistemi Türkiye'ye Şart'

2005 yılında AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Merkez Karar Yönetim Kurulu'na seçildi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilk kez kurul toplantısında aynı masayı paylaştı. Bir buçuk yıl sonra gençlik yönetiminden AK Parti'nin en yüksek karar alma organı olan Merkez Karar Yönetim Kurulu'na seçildi. Bu dönemden sonra siyasette hızla yükselen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, 7 Haziran seçimleri öncesinde ise AK Parti Genel Merkezi tarafından Samsun Milletvekili adayı gösterildi ve seçilmeyi başardı. Ardından 1 Kasım seçimlerinde bir kez daha aday gösterilen Karaaslan, TBMM'de Samsun'u temsil eden tek kadın milletvekili olarak, başarılı çalışmalara imza atıyor.

MUHALEFETE YANITI NET

Binali Yıldırım'ın başbakanlığı döneminde de AK Parti'de Çevre Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirilen Karaaslan ile Samsun'u, Samsun ekonomisini ve Türkiye siyasetinin ana gündemi olan Başkanlık Sistemi'ni konuştuk. "Kendine Samsunluyum diyenden daha fazla şekilde bu kentin dağını taşını toprağını köylerini gezdim" diyen Karaaslan'ın, Başkanlık Sistemi ile ilgili muhalefete mesajı ise net: "Başkanlık sistemine toptan karşıyız argümanıyla karşımıza çıkmayın. Samimi olarak aynı masada gelin oturup konuşalım."

 

 

Gazete Gerçek: Çiğdem Hanım sizin anneniz Samsunlu bildiğim kadarıyla öyle değil mi?

Çiğdem Karaaslan: Evet annem Alaçamlı. Alaçam'ın Gökçeboğaz Köyü'nden.

 

Gazete Gerçek: Daha önce de gelir miydiniz Alaçam'a?

Çiğdem Karaaslan: Anneannemi 7-8 yıl kadar önce kaybetmiştik. En son dedemi kaybettik. Çok sık olmasa da dedemi görmeye geldim.

 

Gazete Gerçek: Milletvekili adayı gösterilmeden önce ne iş yapıyordunuz?

Çiğdem Karaslan: Ben Güzel Sanatlar Tasarım Mimarlık Fakültesi mezunuyum. Ankara Üniversitesi'nde doktora yapıyorum. Milletvekili seçilene kadar aktif olarak mimarlık mesleğimi yaptım.

 

Gazete Gerçek: Siyasete nasıl girdiniz? Asıl burada önemli olan soru şu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile nasıl tanıştınız?

Çiğdem Karaaslan: Siyasete 11 yıl önce AK Parti Gençlik Kolları'nda başladım. Daha sonra Gençlik Kolları Merkez Karar Yürütme Kurulu'na seçildim. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ilk kez 11 yıl önce Gençlik Kolları Merkez Karar Kurulu'nda aynı salonda bulunma şansını elde ettim.

Gazete Gerçek: Hangi yıl?

Çiğdem Karaaslan: 2005 yılıydı. Ondan önce de Sayın Cumhurbaşkanımız ailemde ilgiyle ve sempatiyle izlenen bir liderdi. Ama ben ilk kez o gün, aynı ortamda, aynı salonda onu tanıdım.

Gazete Gerçek: Karşılıklı sohbet etme olanağınız oldu mu?

Çiğdem Karaaslan: O gün çok sohbet değildi. O günden 1-1.5 yıl sonra ben ana kademe merkez karar ve yürütme kuruluna seçildim. MKYK, iktidar partisinin en üst düzey karar alma organıdır. Ve orada 9 yıl kadar sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı dönemi boyunca onun başkanlık ettiği tüm toplantılara katıldım. Oraya seçilen ilk gençtim ben.

Gazete Gerçek: Aileleriniz arasında bir gelip gidişiniz var mı?

Çiğdem Karaaslan: Değerli eşiyle tanışıyoruz ama ailece görüşmek düzeyinde değil.

Gazete Gerçek: 7 Haziran seçimleri öncesinde milletvekili adayı olarak Samsunlular ilk kez sizin adını duydular. Hatta o süreçte Samsun'da birçok kadın milletvekili aday adayı vardı. Teşkilatlardan da birçok kadın aday adayı listeye girmeyi umut ediyordu. Ancak Çiğdem Karaaslan aday gösterildi. Bununla ilgili eleştiriler oldu mu size?

Çiğdem Karaaslan: Bu çok doğaldır Gülsüm Hanım. Hepimiz insanız. Ben ilk teşkilat ziyaretlerini yapmaya başladığımda, öncelikle bu tepkileri görmezden gelmedim. Daha doğrusu bunun bir tepkiye dönüşmemesi için gittiğim her teşkilatta ama bir kez şunu söyledim; ben Samsunluyum ve Alaçamlıyım. İkincisi ben AK Parti teşkilatında yetişmiş birisiyim. Gençlik Kollarından beri bu teşkilatın içerisinde farklı kademelerde bulundum. Üçüncüsü şu anda evet milletvekili adayıyım. 'Nereden geldi bu isim' sorusunu çok haklı buluyorum. Ben de olsam bunu sorardım, haklısınız ama önümüzdeki bir seçim var ve bu seçimde hep birlikte ilerlemek durumundayız. Ve sağ olsun bütün teşkilatlarımızda olumsuz hiçbir şey yaşanmadı. Önce teşkilatlarla bunu paylaştım sonra da bunun Samsun kamuoyunca anlaşılması için uğraş verdim.

Gazete Gerçek: Zor bir dönem miydi?

Çiğdem Karaaslan: Benim için de o süreç kolay değildi ama bunu karşılıklı adımlar atarak, her birimiz bunu ileri bir noktaya taşıdık ve çok çabuk atlattık. Elbette çok değerli aday adayları vardı. Birçoğuyla sonradan ben de tanıştım. Onların da çok katkısı oldu. Ve bundan sonra da olacağına ben inanıyorum. Ama partimizin genel merkezi böyle bir tercih yaptı ve bu tercihe teşkilatlarımız da, ben de saygı duydum. Şu anda da hiçbir problem yok. Samsun'un benim için büyük bir şans olduğuna inanıyorum. Her şeyden önce burada yaşamış olduğum tecrübe, bu şehrin insanlarıyla yaşamış olduğum bütün o duygular ki iki seçim atlattık. Kendini ben Samsunluyum; doğdum, büyüdüm burada yaşadım diyenden daha fazla şekilde Samsun'un dağını taşını toprağını köylerini gezdim. Dolayısıyla artık hiç kimse için benim durumum, bir soru işareti teşkil etmiyor. Şehrimiz için mücadele ediyoruz.


Gazete Gerçek: 7 Haziran ardından 1 Kasım seçimlerinde Samsun'un tek kadın milletvekili olarak TBMM'ye girmeyi başardınız. Kadın milletvekili olarak ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Çiğdem Karaaslan: Bir kere kadın olmak daha fazla bir efor sarf etmeyi de beraberinde getiriyor. Çünkü farklı alanlarda ciddi bir mücadele vermeniz de gerekiyor aynı zamanda. Ama ben AK Parti'de kadın siyasetçi olduğum için her zaman bunun avantajlarını gördüm diyebilirim. Mecliste de şehrimi temsil eden tek kadın milletvekili olmanın mutluluğunu yaşıyorum. En çok zorlayan kısmı belki de anne olmak.


Gazete Gerçek: Kaç çocuğunuz var?

Çiğdem Karaaslan: 2 tane çocuğum var. Belki o kısmı bir kadını daha çok efor sarf etmeye sebep olabilir. Anneliğin yanında, dışarıda siyaset, aynı zamanda akademik kariyerime devam ediyorum, doktora yapıyorum. Bu beni daha çok dinç kılıyor.


Gazete Gerçek: Eşinizden yardım alıyor musunuz?

Çiğdem Karaaslan: Eşimden çok yardım alıyorum. Hem aileden hem dışarıdan yardımcılarla bu hayat ancak böyle devam edebilir. Çünkü bu tempo sabah çok erken saatlerde başlayıp gece yarılarına kadar devam eden, şehirlerarası yolculukların çok olduğu bir tempo. Bu nedenle destek almadan mümkün değil.


Gazete Gerçek: Hakikaten çok hareketli bir yaşam.  Şimdi de biraz Samsun’u konuşalım. Samsun'un ekonomisi ne durumda?

Çiğdem Karaaslan: Her şeyden önce Samsun, dinamik bir şehir ama beklentileri var. Şu anda Samsun kendi kabuğuna sığmak istemeyen ve o kabuğun dışına çıkmak isteyen bir şehir ki, bunda haklı. Bizler de milletvekili olduğumuz günden beri Samsun'un bulunduğu çıtayı daha da yükseltecek hamleleri yapmak istiyoruz. Gerçekten hem insan yapısı ile hem mevcut potansiyelleri ile aynı zamanda 17 ilçenin kendi sahip olduğu değerleri ile bence bu sıçramayı yapabilecek bir şehir Samsun. Ama bu ilerlemenin olması için hepimizin de sorumlulukları var. Bu şehirde ticaretle ilgilenenlerin, bu şehrin geleceğine yön verecek bütün kadroların, bu şehre bir hamle daha yaptırarak farklı bir boyuta taşıması gerekir.


Gazete Gerçek: Bir ortak akıldan, güç birliğinden bahsediliyor sürekli. Sizce bu birliktelik Samsun’da var mı?

Çiğdem Karaaslan: Ortak akıl, şehrin ilerlemesi için çok önemli. Çünkü şehirde birçok uzmanlık alanında insanlar var. Ve her biri kendi penceresinden hayata bakıyor. Sanayici için en önemli konu sanayi iken, bir akademisyen için üniversitenin gelişmesi önemli olabilir. Ya da ticaretle ilgilenen için bambaşka. Bu şehrin her bir koldan hamle yapıp, farklı bir boyuta taşınması için ortak akıl denen şey devreye giriyor. Bunun şimdiye kadar olmadığını zannetmiyorum, haksızlık da yapmak istemiyorum. Ama bundan sonra daha hızlı bir ivme kazanması için bütün tarafların beraber olması gerekiyor. Halkın beklentileri var bizden. Bu şehirde üniversitemiz var ki bana göre kentin en önemli potansiyellerinden birisi. Bunun yanında bu şehrin, turizm ve kültürel alanda değerleri var başka hiçbir şehirde olmayan. Onları geliştirmek adına da yapılacaklar var. Bunları biz ortak bir havuza koyup, önceliklileri belirlememiz gerekiyor. Ama bunu yaparken de hepimiz kendi uzmanlık alanlarımızda gerekeni yapmalıyız.

 

Gazete Gerçek: Bunun yanında Samsun’un bakanlıkla temsil ediliyor olması da önemli değil mi?

Çiğdem Karaaslan: Elbette Samsun yıllardır Gençlik ve Spor Bakanlığı ile temsil ediliyor. Bunun şehre çok şey kattığını görüyoruz. 2017 yılındaki olimpiyatlar çok önemli bu şehir için. Ama şehrin de ona gidene kadarki süreçte kendini ona göre dönüştürmesi gerekiyor. Beklentiler çok. Biz köylere gittiğimizde öyle ki ne şehir merkezine takılıp kalıyoruz ne sadece köylere. Hayatın her alanında olmaya özen gösteriyoruz.


Gazete Gerçek: Samsun köylerden oldukça göç alan bir şehir. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz sık sık köylerdeki ekonomik hareketliliğin sağlanması gerektiğini belirterek, kırsal kalkınma projelerine destek veriyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Çiğdem Karaaslan: Kırsaldan kente göç, kentte ciddi bir sıkışıklığa neden olmakta. Çarpık yapılaşma, sağlıksız yaşam alanları dediğimiz şey aslında istihdam olanaklarının çok sağlanmadığı durumlarda bu tip göçlerle birlikte meydana geliyor. Yerel kalkınma olanaklarının sağlanması ve insanların yaşamaktan mutlu olduğu yerde iş imkanlarının oluşturularak yaşamaya devam etmesi elbette çok önemli. Eğer göç geliyorsa, şehrin de bütün opsiyonları oluşturması lazım kendi dinamikleri içerisinde. Bu ikisinin dengesiz olduğu durumlarda maalesef şehirlerde bir keşmekeşlik yaşanmaya başlıyor. O nedenle kırsal anlamda tarım kalkınması çok önemli.  O yörenin bütün ürünlerinin bir araya gelerek kendi değerini oluşturması önemli. Bunun örneklerini başka şehirlerde görüyoruz.  Neden Samsun'da olmasın. Vezirköprü'nün kilimi,  Alaçam'a gidiyoruz peynir.  Fark oluşturacak noktasal projeler oluşturmamız lazım.  Aslında bu konuyu ikiye ayırabiliriz. Şehrin kalkınmasını sağlayacak büyük ve dev projeler, ikincisi ise bu şehrin kalkınmasına büyük katkı verecek ama yerelde noktasal olarak yapılacak projeler. Bu ikisi dengeli gittiği sürece şehir de dengeli gelişiyor.

 

Gazete Gerçek: Kent estetiğini nasıl buluyorsunuz?

Çiğdem Karaaslan: Samsun kalkınmış, yaşanabilir bir şehir. Fakat gelişmeye de çok açık bir şehir. Bundan 15 yıl önce şehirlerin altyapı sorunları çok daha fazlaydı. Şimdi ise estetiğe değer katmayı da önemsiyoruz ki öyle. Gelinen süreçte Samsun'da yeni oluşturulan müzeler, kültürel aktiviteler, Samsun Devlet Opera ve Balesi. Hem kültürel alan hem sosyal alan Samsun'da çok aktif, Karadeniz bölgesi ile kıyasladığınızda. Bu, bizim için büyük bir avantaj. Burada sahil boyundaki o yürüme bandında karşılaştığınız bütün o manzaralar, bu şehrin cıvıltıları şehirle ilgili insana çok önemli ipuçları veriyor. İşte bunları istihdam olanaklarıyla da dengelemek lazım. Bir mıknatıs gibi çekici hale getirmek lazım. İşte bizim öncelikli konumuz da, şehre nasıl büyük yatırımcı getirebileceğimiz.  Kendi aramızda sürekli bunu konuşuyoruz. Yeni yatırımlar için yer üretme noktasında bir beklenti var. Bir taraftan yeni yatırımcıların gelmesi için o şartların oluşturulması lazım.  Şehrin diğer dinamikleriyle istişarelerimiz oluyor. Önümüzdeki süreçte altyapısını oluşturduğumuz bazı şeylerin yavaş yavaş hayata geçirildiğini görmeye başlayacaksınız. O yüzden bu şehirde güzel şeyler oluyor olmaya devam edecek.


Gazete Gerçek: Üniversitenin bu sürece katkısı ne olabilir?

Çiğdem Karaaslan: Şehir ile üniversite arasındaki ilişkiyi güçlendirerek çok büyük hamleler gerçekleştirebiliriz. Üniversitenin sunduğu bilimsel zemin üzerinde her şey yükselebilir. Çünkü öğrenci gelirse, burada ev tutarsa bize de kazanç getirir diye üniversiteye bakmamalıyız. Üniversitenin asıl bilimsel altyapısı şehre ne kadar yansırsa, şehrin dinamiklerini üniversiteyle ne kadar koordineli hale getirirse şehir çok kazanır.  İkincisi üniversite öğrencileri çok şey kazanır. Çünkü şehirde pratik alanlar bulurlar. Tarımsal mali ya da farklı alanlarda yapılan her çalışmanın içinde üniversitenin olması bu şehre değer katar. Sanayi yatırımlarının artması, yatırımcıların buraya teşvik edilmesi bu şehir için önemli.  Bu sayede istihdam olanakları artar.


Gazete Gerçek: Sizce Samsun 19 Mayıs şehri mi, turizm şehri mi sanayi şehri mi, tarım şehri mi, sağlık şehri mi? Samsun’un kimliği nedir?

Çiğdem Karaaslan: Herkesin kendi hayatından bakış pencereleri var, bu kente dair. Kimi derki burası spor kenti, kimisi tarım kenti. Bütün bunların hangisine yalan diyebiliriz.  Bunların hepsini topladığınızda Samsun kimliğini oluşturan değerler. O yüzden bu şehre tek bir değer biçmek, bu şehrin potansiyellerine haksızlık olur. Samsun, tek başına turizm ya da sanayi şehri değil. Herkes bir kalıba sığdırmaya çalışıyor ama doğru değil. Bu şehir, bunların hepsi aslında. Bana göre İstanbul'u da tek bir şeye sığdıramazsınız. Samsun da öyle bir şehir. Tek bir kalıba sığmaz.


Gazete Gerçek: Son dönemlerde Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki büyük dönüşümle ilgili sık sık gündeme geliyorsunuz. Ne yapılıyor orada?

Çiğdem Karaaslan: Sur çok itinalı yürümesi gereken bir çalışma. Ben 2008 yılından beri ilgileniyorum ama onun daha öncesi var. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminden başlattığı bir çalışma. Diyarbakır'ın medeniyetler beşiği olmasının getirdiği birçok özelliği var. Onların ortaya çıkması için bir çalışma bu. Biz de başkanlık olarak bu çalışmanın bir parçasıyız. Bu çalışmanın bir ayağı sosyal yardımlarla yaraların sarılması, bir tanesi de oradaki fiziksel dönüşümün uygulanması. Dünya çapında örnek teşkil edecek bir çalışma olarak çıkması lazım. Orada yaralar hızla sarılırken,  insanların hayatını rutine döndürecek bir çalışma da yürütüyoruz. Bize hep oraları anlatıyorsunuz diyenler var. Çünkü Sur içine çakılan her bir çivi, sıkılan her bir el çok önemli aslında. Bütün bunlar Türkiye'nin geleceği için yapılıyor. Türkiye'den başka gidecek hiçbir yerimiz yok.


Gazete Gerçek: Ve Türkiye gündemi. Başkanlık sistemi oldukça gündemde. Hükümet ve Başbakan Binali Yıldırım bu konudaki kararlılıklarını sık sık yineliyor. Niçin başkanlık sistemini istiyorsunuz?

Çiğdem Karaaslan: Çünkü bunların Türkiye'nin geleceğine çok şey katacağını biliyoruz. Kalıba sığmamaktan bahsediyorum ya Samsun için, Türkiye de bir kalıba sığdırılmak isteniyor.


Gazete Gerçek: Türkiye parlamenter sistemin ne zararını gördü?

Çiğdem Karaaslan: Parlamenter sistemin olduğu süreçte biz darbeleri yaşadık. Parlamenter süreçte tek parti dönemini yaşadık. Şu anda yaşadığımız parlamenter sistem değil maalesef. Yaşadığımız demokrasi tecrübesiyle bu parlamenter sistem, darbelerle defalarca vesayet rejimleriyle birlikte sekteye uğradı. Demek ki yara almaya çok müsait bir sistem. Her şeyden önce Türkiye'nin önünü açacağına inanıyoruz. Padişahlık yetkileri geliyor gibi saçma sapan eleştiriler var.  Aksine başkanlık sistemine baksalar yetkilerin birçoğundan vazgeçmek anlamına da geliyor. İnsanların anlamadığı şu;  bu konuda bireysel bir isteğin karşılığında ortaya çıktığına dair bir propaganda üretmeye çalışıyorlar.  Türkiye Cumhuriyeti'nin başındaki cumhurbaşkanımız bugün her ne yapıyorsa bilin ki Türkiye'nin geleceği için yapıyor. Ne kendisi için ne başkası için. Bizler hepimiz geçici olduğumuzu biliyoruz. Bu ülkede başka kadrolar işbaşına gelecekler. Değişmeyen tek bir şey var, Türkiye değişmeye ve gelişmeye devam edecek. Bu yolda biz öncelikli olarak yeni anayasa ihtiyacından söz ettik. Türkiye 2016 yılında bir darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmiyor dedik. Biz artık uçuşa geçmek istiyoruz. O yüzden yüklerimizi atmalıyız. O yüklerden bir tanesi de anayasa.


Gazete Gerçek: Bu konuda muhalefet partilerinin tavrını nasıl buluyorsunuz?

Çiğdem Karaaslan: Birçok parti evet biz de darbe anayasası istemiyoruz dedi. Ama bir samimiyet testine tabi tutulduğunda, bu gerçekleşmedi. Yeni anayasa, başkanlık sistemi Türkiye'nin geleceği için lazım. Biz buna inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin başında şu anda çok güçlü bir lider var. Recep Tayyip Erdoğan. Yurt içi ve yurt dışından karşı karşıya kaldığımız bütün teşebbüslerle onun dik duruşu vesilesiyle, bu kadar sağlam yolumuza devam edebiliyoruz. Burada aslolan kişiler değil sistemdir. O yüzden başkanlık sistemi diyoruz. Muhalefete de gelin konuşalım diyoruz. Aynı masanın etrafında oturalım, çekincelerinizi bize anlatın. Toptan başkanlık sistemine karşıyız argümanıyla karşımıza çıkmayın. Halkın da böyle bir isteği var artık. Biz burada halkın istemediği hiçbir şeyi yapmayız. Halk bize hayır başkanlık sistemi istemiyorum derse, başımızın tacıdır.


Gazete Gerçek: CHP Genel Başkanı bu konuda çok ciddi bir söylemde bulundu, kan dökülebileceğinden bahsetti.

Çiğdem Karaaslan: Dikkat edin muhalefet partileri son dönemde fikir üretmek yerine sürekli kan döküleceğinden bahsediyor. Malum partinin söylemlerini biliyoruz ama CHP de başladı. Hiç kan falan dökülmez.  Masada oturulur fikir üretilir. Fikir üretmekten kimseye bugüne kadar zarar gelmedi gelmez. Amerikan sistemi mi diyorsunuz gelin onu konuşalım diyoruz, ona da hayır diyorlar. Verilen tüm samimiyet testlerinden kalırsanız, sonra halkın karşısına çıkmaya yüzünüz de kalmaz. Muhalefet samimi değil. Oysa ki biz, terör konusunda da aynı masada oturabilmeliyiz. Türkiye'nin geleceği için. başkanlık sistemi yeni anayasa ile ilgili  de konuşabilmeliyiz. Biz halkın istemediği hiçbir şeyi yapmayız. ‘Türkiye bölünecek’ diyorlar, Türkiye'nin bütünlüğünün korunması için terörle böyle bir mücadele veren bir parti, Türkiye'nin bölünmesinden yana olabilir mi. Gelin Türk tipi olsun diyoruz yanıt alamıyoruz. Madem o zaman izin verin biz çalışalım.

 

Gülsüm ATİK

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER