Kılıçdaroğlu: Davutoğlu'nun Hakkını Savunmak Bize Düşüyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında, "Böyle bir ahlaksızlık hiçbir dönemde olmadı. Sayın Davutoğlu'nun hakkını savunmak kadere bakın bize düşüyor" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu: Davutoğlu'nun Hakkını Savunmak Bize Düşüyor
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

4 Mayıs günü Davutoğlu'nu Saray'a davet ettiler. Saray'a gitti. Saray'dan çıktı 'Ben istifa ediyorum' dedi. İstifasıyla ilgili olarak 'Benim tercihim değildir, bir zaruriyetin neticesidir' dedi. Bir Başbakan, 23 milyon oy alan bir Başbakan, bir kişinin dudaklarından çıkan sözlere esir oluyorsa onun demokrasi kültürü yoktur. 'Ben demokrasiye, ben milli iradeye inanmıyorum' demektir. O zat oradaysa, 80 milyon bana oy verse hepsi hikaye diyor. Hep ahlakttan söz ediyoruz, hukukun üstünlüğününde, milli egemenlikten söz ederiz. Kuralları Anayasa, yasa ve devletin gelenekleri belirler. Başbakanlık maddesi vardır. 'Sayın Cumhurbaşkanı kusura bakma beni buraya 23 milyon 600 bin kişi getirdi, bir kişi istedi diye koltuğumu bırakmam' demesi gerekiyordu. 'Biz böyle bir rezalet olur mu' diyoruz; 'Siz bunu anlamazsınız, bunun adı reise itaat, davaya sadakat' diyorlar. Bizde böyle bir şey yok evet. Biz kula kulluk, saraya uşaklık yapan birisini aramızda barındırmayız. 

Anayasamızın 101'inci maddesi var. 'Cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişiği kesilir' diyor. Sen anayasayı çiğniyorsun, bundan daha anormal ne olabilir? Bir partinin içişlerine niye karışıyorsun. 23 milyon 600 bin vatandaşıma sesleniyorum; sen sandığa gittin, oyunu kullandın, demokrasiye en güzel katkıyı yaptın; ama nasıl paraları sıfırladılarsa senin de oyunu sıfırladılar. 'Biz düşük profilli başbakan arıyoruz' böyle bir rezalet olamaz. Bıyık herkes bıyık bırakmaya başladı. 'Ben düşük profilliyim' diyor. Böyle bir ahlaksızlık hiçbir dönemde olmadı. Siz ülkeye başbakan mı, ülkeye uşak mı arıyorsunuz? Yazık, günah değil mi bu ülkeye? Böyle bir rezalete evet mi diyeceğiz? Kim olabilir? Sayın Davutoğlu'nun hakkını savunmak kadere bakın bize düşüyor. İstifasını açıkladığı gün, 'Gücün yozlaşmasına karşı mücadele edin' diyor. Bir genç çıkıp, 'Sen niye mücadele etmiyorsun' dese. Başkanlık sistemiyle sultanlığı getirmek istiyorlar. Bu darbe 28 Şubat darbesine benzemiyor, bu darbe yol arkadaşım dedikleri kişilerin arkadan hançerlemesidir. Bütün bunlar başkanlık için yapılıyor, çünkü ömür boyu dokunulmazlık istiyor. Ben 'Türkiye'yi bölmek istiyorum' diyor. Başkanlık bölücülüktür. Eski koltuklarını bırakmama hastalığı var. Her şeyi ben yapacağım diyor. O yüzden demiştim 'Her şeye maydonoz oluyor' diye.

3,5 milyon hanede 17 milyon yoksulumuz var. Onun derdi başkanlık, bizim derdimiz bu yoksulluğu bitirmek. 6 milyon işsizimiz var. Onların derdi 'Ben nasıl başkan olacağım'. Milli gelir artmıyor, bununla ilgilenen var mı, hayır 'İlla ben başkan olacağım'. Bütün fakir kardeşlerime sesleniyorum; senin sorununla bir ben ilgilenirim, fakirliği biliyorum. 2002'de bunlar 3Y dediler. Yoksullukla mücadele edeceğim dediler. Sen ne dersen de, yoksulun yoksulluğunu sömürdün, bu insanları ölüme gönderdin, senin yaptığın bu. 2002'de Türkiye'deki toplam servetin yüzde 1'ini yüzde 39'u alıyordu, bugün yüzde 54'üne sahip. Aile sigortasını bunun için istiyorum. Hiçbir aile ben fakirim demeyecek. Hiçbir aile fakir olmayacak. Biz yoksulluğun, fakirliğin ne olduğunu biliriz. Biz harama el uzatmayız, öyle yetiştik biz. Yoksullukla mücadele edeceklerdi 17 milyon yoksul yarattılar. Yolsuzlukla mücadele edeceklerdi, altın harflerle yazdırdılar adlarını. Yapmadıkları şey kalmadı. Oy veren vatandaşlarıma sözüm yok, partinin yöneticilerine sözüm var. Siz o bakanları yargıdan çekip çıkardınız, sizin öbür dünyada da yatacak yeriniz yok. Davutoğlu rüşvet ve yolsuzluk istemiyordu, bu konuda düzgün bir adamdı. Saydamlığı getirecekti. Büyük ihtimalle büyük ihalalere dur dediği için görevden zorla ayrılmasının sebebi budur. 'Sen ayrıl git, biz kirli adam istiyoruz' dediler. Yolsuzluk bunların döneminde AKP'nin milli sporu haline geldi. Yasaklar üçüncü maddeydi. Basılmamış kitabı yasakladılar. Binlerce internet sitedi, gazeteleri, televizyonları kapattılar. 33 gazeteci hapiste. Mizaha bile tahammül edemez hale geldiler."


Diğer bir olay Can Dündar'a saldırı. Doğru haber yaptığı için mahkum olan gazetecilerimiz var. Doğru haber yaptı diye bir gazeteci niye hapse atıldı? Kralın çıplak olduğunu herkes biliyor. Can Dündar da Erdem Gül de kral çıplak dediler ve bütün Türkiye'nin önüne tabloyu koydular. 'Sizden bunun intikamını alacağım' diyor. Hesabını soracaksan senin kabinende Tuğrul Türkeş var. Yargılayacaksan onu yargıla, dokunulmazlığını kaldıracaksan onun kaldır. Senin gücün gazetecilere yetiyor. Ama hiç meraklanmayın, senin gücün ona da yetmeyecek.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER