Başbakan Davutoğlu'nun Brüksel Zirvesi

29 Kasım ve 7 Mart’ın ardından yarın 3. zirve Brüksel’de yapılacak

Başbakan Davutoğlu'nun Brüksel Zirvesi

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya yasadışı geçişleri, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında uzun süredir buzdolabına kaldırılan ilişkileri yeniden canlandırdı. 29 Kasım ve 7 Mart’ın ardından yarın 3. zirve Brüksel’de yapılacak. 7 Mart’taki ikinci zirveye Baş- bakan Ahmet Davutoğlu’nun sürpriz teklifi damgasını vurmuştu.

28 AB ülkesinin devlet ve hükümet başkanları, bugün ve yarın Türkiye’nin teklifini masaya yatıracak. Başbakan Davutoğlu, bir yandan Ankara Kızılay saldırısı nedeniyle terör gündemli mesai yaparken, diğer yandan da zirveye hazırlanıyor.

Davutoğlu’nun kafasında şu 3 hedef var: Göçmenlerin ve üçüncü ülke vatandaşlarının Türkiye üzerinden gerçekleştirdikleri illegal göçü, legal hale dönüştürmek. Göçmen meselesi nedeniyle yoğunlaşan ilişkiden Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği konusunda somut kazanımlar elde etmek.

Türkiye’deki mülteciler konusunda hakkaniyetli bir külfet paylaşımı.

ORBAN VETO EDEBİLİR

Brüksel zirvesi öncesi Avrupa Birliği’nin ana kurumlarının liderleri, Türkiye ile yeni bir sığınmacı ortak hareket planı üzerinde anlaşma konusunda kuşkularını dile getirdi. Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz, AB-Türkiye Zirvesi’nin nihai anlaşmayla sonuçlanacağından kuşkulu olduğunu söyledi. Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk da üyeler arasında görüş birliği sağlamanın kolay olmayacağını ifade etti. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Franz Timmermans ise anlaşmanın uygulanmasının önünde çok sayıda sorun olduğunu belirtti. AB liderine göre ana sorunlar şöyle:

ORBAN TAŞ KOYUYOR

AB kotalarına göre Macaristan’ın payına sadece 294 sığınmacı düşüyor ama aşırı sağcı Macar Başbakan Viktor Orban, sığınmacı sorununu bir “Almanya sorunu” olarak niteliyor ve AB kararlarını referanduma getireceğini söylüyor.

FRANSA VE ALMANYA VIZE MUAFIYETINE MUHALIF

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin “ancak 72 kriter sağlanırsa” verilmesinden yana. Almanya’da Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hıristiyan Demokrat Birlik’in kardeş partisi Hıristiyan Sosyal Birlik’in genel sekreteri Andreas Scheuer, mülteci krizindeki işbirliği karşılığında Türk vatandaşlarına vize serbestisi tanınmasına karşı. Scheuer, ‘75 milyon Türk’e vizesiz seyahat imkânı tanınmasını istemediklerini ve Türkiye ile sadece vize kolaylığı konusunun müzakere edilebileceğini’ sözlerine ekledi.

RUM KESIMI TAVIZ KOPARMAK ISTIYOR

Kıbrıs Rum Kesimi Lideri Nikos Anastasiadis, Türkiye’ye yeni AB müzakere fasıllarının açılmasına karşı olduğunu söylüyor. Anastasiadis’in veto kartına karşılık AB’den mali yardım ve taviz aradığı belirtiliyor. Dün Brüksel’e giden Anastasiadis, “Anlaşmanın dengeleri gözden geçirilmeli” dedi.

MERKEL: TÜRKİYE İLE ANLAŞMADAN ENDİŞELENMEYİN

AB’nin Türkiye’nin sığınmacı krizine ilişkin önerilerini ve taleplerini değerlendireceği zirve öncesi Almanya Başbakanı Angela Merkel, Alman Parlamentosu üyelerini bilgilendirdi. Türkiye ile anlaşılması gerektiğini savunan Merkel, Almanya siyasetinde oluşan soru işaretlerine de yanıt verdi. İşte Merkel’in konuşmasının satır başları:

Yasadışı göç engellenecek: Bugün Avrupa’nın en büyük sorunu yaşadışı göç- tür. Türkiye’nin önerilerini uygulamaya sokmak Ege Denizi’nde insan kaçakçılığının önüne geçecek, sığınmacıların kontrollü ve yasal biçimde Avrupa’ya geçişi sağlanacak. Daha sonra Avrupa’da gönüllülük esasına göre kota sistemine geçilecek.

Vize şartları değişmeyecek: Vize serbestisi için Türkiye’nin yerine getirmesi gereken şartlar değişmedi ve değişmeyecek. Bu koşulların tamamen yerine getirilmesini isteyeceğiz.

Mali yardım talebi makul: Türkiye’nin mali yardım taleplerini tamamıyla makul buluyorum. AB yardıma hazırdır. Önemli olan bu fonların barınma, eğitim ve tıbbi yardım gibi hassas ve anlamlı projelerde kullanılacak olmasıdır. Bu fonların buralarda kullanıldığından emin olunmalı. Türkiye bu yardımın en kısa sürede yapılmasını istiyor. Bazen AB mekanizmaları bunun için biraz yavaştır.

Karşılıklı çıkarlar korunmalı: Türkiye ile derinleştirilen işbirliği her zaman al-ver ilişkisi olacak. Karşılıklı çıkarlarda uzlaşılacak. Bunu her iki taraf da istiyor. Türkiye’ye insan hakları ve Kürt meselesi gibi konular üzerindeki hassasiyetlerimizi tabii ki aktaracağız. Ancak PKK ile mücadele de büyük önem taşıyor. Bütün Kürtlerin haklarına ilişkin uygun bir yaklaşım her zaman izlenecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER