SCOUTİNG ÜZERİNE?

Sezon öncesi kulübün mali yapısı, belirlenen hedef ve bu hedef doğrultusunda yapılan transferler camiaya ilgi duyan her bir bireyin iştahını kabartmıştı.

Ardından devre arası transfer döneminde yapılan transferler doğrultusunda oluşan tablo ve taraftarı tatmin etmeyen saha içi performanslarına tanıklık ettik.

Bugün geldiğimiz noktada ise kulübe yönelik yapılan eleştirilerin büyük bir bölümünün scouting ekibi üzerinden olduğunu görmekteyiz.

Bu konu başlığı tek bir yazıya sığdırmak pek mümkün görünmüyor.

Bu yüzden birkaç bölümlük bir yazı dizisi ile konuya dair fikirlerimizi dilimiz döndüğünce sizlerle paylaşmaya gayret edeceğiz.

Türk futbol kulüplerinin transfer dönemlerinde yapmış olduğu en büyük yanılgılardan birisi transfer politikalarını belirli bir planlama ve organizasyon dahilinde yapamamaktan kaynaklanıyor.

Sezonluk kısa vadeli hedeflere dayalı transfer politikaları doğrultusunda kulüplerimizin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar Türk futbolunun köklü geçmişlere sahip birçok kulübünün kapısına kilit vurmasına sebep oldu.

Ve olmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Scouting kelimesi Türkçe anlamı ile Keşfe çıkmak olsa da dilimizde  “izleyici antrenörlük” olarak karşımıza çıkıyor.

Scouting ekiplerini kendi içerisinde üç temel departman üzerinden incelemek mümkün.

1- Profesyonel izleyici antrenörlük.

2- Alt yapı izleyici antrenörlüğü.

3- Rakip analizi.

İsterseniz bu yazımızda birinci departman üzerinden başlayalım.

1 -Profesyonel izleyici antrenörlüğü...

Bütçe… 

Öncelikle kulübün transfer dönemine ayıracağı bütçeyi bilmek zorundadır.

Her ne kadar transfer görüşmelerinde yetki sahibi olmasalar da izleyici antrenörler önerecekleri  oyuncuların tahmini maliyetleri hakkında bilgi sahibi olmak zorundadırlar.

Planlama…

Kulüplerin belirlediği bütçeler doğrultusunda ihtiyaç olan bölgelere transfer edilecek oyuncuların oynadığı ligler, turnuvalar ve şampiyonaların takvimleri belirlenmek zorundadır.

Bu noktada temel  husus kendi kulüp, lig ve ülke kültürünün  baz alınmasıdır.

Bu hususlar üzerinden potansiyel ligler ve ülkeler belirlenir ve maç görüntülerinin yüklü olduğu Scouting programları üzerinden ligler takibe alınır.

Bu sistem sayesinde canlı olarak izlenecek futbolcular belirlenir.

Belirlenen futbolcuların iç saha, dış saha ve hedef olarak birbirinden farklı zorluk derecelerine sahip maçları canlı olarak izlenir ve raporlar tutulur.

Tutulan raporların içeriği çok önemlidir.

Oyuncunun, Ortalama maliyeti…

Varsa sakatlık geçmişi…

Transfer olduğu takımın, ligin ve ülkenin futbol kalitesi…

Kişilik özellikleri…

Kulübündeki performansı…

Varsa uluslararası tecrübeleri…

Kariyer başarılıları…

Kulübün oyun anlayışı…

Kulübün ve oyuncunun sosyo kültürel özellikleri

Sonrasında ise yönetim ve teknik direktöre görsel sunumlar yapılır ve son kararı teknik ekipler verir.

Aslında en belirleyici nokta burasıdır.

Transfer edilecek oyuncu teknik direktörün oyun anlayışına göre değil kulübün futbol kültürü ve oyun anlayışına göre yapılmalıdır.

Aksi halde teknik direktörün sözleşmesi bittiğinde yapılan transfer yeni teknik direktöre adapte olamayabilir.

Kulübün oyun sistemine adapte olabilecek teknik adam ve oyuncu transferi kulübün geleceğini belirler.

Kısacası Profesyonel İzleyici Antrenörlük teknolojik gelişimleri takip edebilen, teknolojiyi kullanabilen, yabancı dil konuşabilme özelliğine sahip, pedagojik formasyon sahibi donanımlı bireylerin yapabileceği tam anlamıyla Profesyonel bir iş alanıdır.

Yoksa “bizim x adındaki eski futbolcumuz boşta onu bu birime getirelim o bu işe yapar “anlayışı ile yapılan transferler başarısızlık ihtimaline daha açık kırılgan bir yapıyı da karşımıza çıkarıyor.

YORUM EKLE