Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Kanser tedavisinde ve hastalık gelişiminde halk arasında yanlış bilginin yaygın olduğu, bilgi kirliliğinin tedavi sürecini olumsuz etkilediği belirtildi

Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Kanser tedavisinde ve hastalık gelişiminde halk arasında yanlış bilginin yaygın olduğu, bilgi kirliliğinin tedavi sürecini olumsuz etkilediği belirtildi

26 Kasım 2018 Pazartesi 09:59
Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Kanser tedavisinde ve hastalık gelişiminde doğru bilinen bazı yanlışların tedavi sürecini olumsuz etkilediği bildirildi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanserin tüm dünyada en sık görülen hastalıklar arasında yer aldığını söyledi. Kanser tedavisinde, tıbbi tedavinin yanı sıra hastanın sağlık okuryazarlık düzeyinin de önem taşıdığını ifade eden Karabulut, bu kapsamda halk arasında doğru olarak kabul edilen çok sayıda bilginin etkili olabildiğine dikkati çekti.

STRES VE ÜZÜNTÜNÜN KANSER YAPTIĞI ALGISI

Bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğine işaret eden Karabulut, bunlardan birinin stres ve üzüntünün kanser yaptığı algısı olduğunu belirtti. Bağışıklık sisteminin kanserin gelişmesinde ve kanser tanısı konmuş hastaların tedavisinde önemli olduğunu vurgulayan Karabulut, "Birebir pozitif düşünerek kanserin yenilebileceği, tedavi edilebileceği ya da tam tersi çok depresif, stresli olunduğunda veya çok kötü hayat deneyimi yaşandığında bazı kanserlerin daha sık görüldüğü konusunda bir kanıt bulunmamaktadır." diye konuştu.

"BİYOPSİLER KANSERİN YAYILMASINA NEDEN OLMAZ"

Hastalığın tanısını koymak ve tedavisini planlamak için gerekli biyopsilerin de kanser gelişimini hızlandırdığına ilişkin bilgilerin yer aldığını ifade eden Karabulut, şöyle devam etti: "Hastalarda zaman zaman, biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar yok. Açık cerrahi yöntemle yapılan biyopsiler de iğneyle yapılan biyopsiler de kanserin yayılmasına ya da kötüleşmesine neden olmaz." Saç boyası, parfüm gibi ürünlerin kansere neden olduğuna ilişkin iddiaları ilişkin Karabulut, şu değerlendirmede bulundu: "Her türlü toksik maddenin, hücre ve DNA üzerinde olumsuz etkisi vardır. Bu yüzden toksik maddelerden ne kadar uzak durursak, o kadar sağlıklı yaşamak mümkün. Bununla birlikte saç boyaları ve deodorantlar gibi kozmetik maddelerin birebir kanser türleriyle ilişkisi hiçbir araştırmada gösterilmiş değil. Diğer taraftan, başta sigara olmak üzere bazı kimyasal maddelerin de kanser riskini artırdığını biliyoruz. Tütünün dışında bazı sanayi ürünlerinde kullanılan, başta asbest olmak üzere bazı maddelerin ve petrol ürünlerinin kanser riskini artırdığını biliyoruz."

Kaynak: AA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.