ÖZGÜR 10 OCAK’LAR İSTİYORUZ

Dün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ydü.

Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi de olduğum için çok sayıda kutlama aldım.

Gazetecilerin bir zamanlar bayram olarak kutlanan ancak 1971 askeri muhtırasından sonra 'gün' olarak kutlanan 10 Ocak dolayısıyla gazetecileri hatırlayan ve kutlayan herkese teşekkür ederim.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü niçin ortaya çıktı?

1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girmişti.

Örneğin o döneme kadar sözleşmesiz olarak ve maaşları belli olmadan çalışan gazetecilerin sözleşmeli olarak çalışmaları ve alacakları ücretlerin bu sözleşmelerde yer alması zorunluluğu getirilmişti.

9 gazete patronu, düzenlemenin kendilerini zor durumda bırakacağını öne sürerek, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldı.

Patronların bu boykot kararı karşısında, bazı gazeteciler ise 'işten atılmayı bile göze alarak' haklarını savunabilmek için kendileri gazete çıkarmaya karar verdiler. Ve üç gün boyunca 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, Cağaloğlu’ndaki sendika binası önünde toplanarak, Vilayete kadar yürüyüş yaptılar.

Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında Sendika'nın öncülüğünde, 'BASIN'' adıyla kendi gazetelerini 11–12–13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar.

O tarihten sonra 10 Ocak, "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, "Bayram" olmaktan çıkarıldı ve "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başlandı.

Ve dün 10 Ocak 2019'du…

Aradan tam 58 yıl geçti.

Gazeteciler dün olduğu gibi bugün de "bayram" yapamıyor… Çalışan Gazeteciler Günü’nü yine buruk geçiriyor.

Biz gazeteciler kamusal görev yapıyoruz ve gerçekleri sokaktaki insana iletme sorumluluğumuz var. Her koşulda mesleğin evrensel ilkelerini gözeterek bu yükümlülüğü yerine getirmek zorundayız.

Ama bugün gerçeğe ulaşmakta ve onu halka duyurmakta çeşitli engellerle karşı karşıyayız; İşsizlik sektörde giderek yaygınlaşıyor. Kitlesel işten çıkarmalar yaşanıyor.

Sendikal haklardan ise söz bile edilemiyor. Sosyal hakları yetersiz olan gazeteciler, iş güvencesinden de yoksunlar.

Haberleşme özgürlüğüne yönelik tehditler ise artarak sürüyor. Baskılar arttıkça bazı meslektaşlarımız zarar görüyor, bazıları işini kaybediyor. Sansür ve oto sansür tehlikesi kaygı verici boyutlara ulaşırken; bazı yasalar 2019 Türkiye’sinde halen ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayabiliyor.

Basın emekçileri zor koşullara, engellemelere rağmen kamusal görevini yerine getirmeye, toplumun “gözü, kulağı, sesi” olmaya çalışıyor; halkın doğru bilgi edinme hakkı için mücadele veriyor…

Şu çok iyi bilinmelidir ki, gazetecilerin özgürce işini yapamadığı toplumlarda, demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin susturulduğu toplumlarda sokaktaki insan "kör, sağır ve dilsiz" demektir.

Demokrasiyi korumanın en temel yolu basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesinden geçiyor.

2019 Türkiye’sinde özgürlüklerin eksiksiz yaşama geçirilmesi için ilgili yasalar zaman yitirilmeden değiştirilmelidir. Gazeteciler iş güvencesine kavuşturulmalı, halkın haber alma hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. 

1961 yılında dayanışmanın en alasını yaparak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü bayram yapan yiğit gazetecileri saygı ve sevgiyle anıyorum!

YORUM EKLE