LOJİSTİK KENT ÖZELLİĞİ

Bir zamanlar, fazla değil 1975-1980 yılları arasında Samsun limanından İran’a uygulanan ambargo nedeniyle tüm malzemeler konteynerler yardımıyla yüzlerce kamyon ile İran’a nakliye yapılmakta idi.

Bunun dışında o tarihlerde Samsun’u aynı malzemelerin nakliyesi için Giresun-Trabzon-Hopa limanları takip etmekte, böylece binlerce kamyon nakliyenin yanı sıra İran’da ucuz olan mazotu ek depolar ile legal bir şekilde ülkeye sokarak kazanç elde edilmekteydi.

Ayrıca yine İran’dan pomza madeni ticareti ile ek gelir sağlamakta idi.

1975-1980 yılları arasında Ulusoy’dan sonra büyük bir firmanın 5 yıl süre ile genel müdürlük görevini üstlendim.

Firmamızın Samsun-Giresun-Trabzon ve Hopa trafik şubelerine kayıtlı yaklaşık bin 500 triplik belgesi olan kiralık kamyonlar bu kentlerde çok önemli ekonomik kazanımların aracı idi.

Yaklaşık sadece bu sektörden şoförler, muavinler, aileleri ile birlikte 10-15 bin kişiye istihdam sağlıyordu.

Yüklemeler limanlardan yapıldığı için gemiler gümrük komisyoncuları, yük taşıyıcıları ile oluşan sektör adeta ikinci bir Tekel işletmeleri rolünü üstlenmiş idi.

O dönemlerde lojistik bir üs halinde bir Samsun kimliğine sahip kent olma özelliğine sahip olmakla övünmekte idik.

Sonrasında yüreğimize teker teker hançerler sokulmaya başlandı.

Öncelikle kentteki tarım arazilerini yok eden Azot ve Bakır işletmeleri, havaalanı inşaatı…

Bunlar yetmezmiş gibi Mobil Santral Stadyum, Kapalı Spor Salonu gibi yatırımların ardından nakliyecilik sektörü de bitirildi.

On binler işsiz kaldı.

Bugün ise ülkenin geleceğine dinamit koyan uygulamalar tükeneceği yerde hızla artmakta.

Kaz dağları dahil onlarca doğal kaynaklarımız yabancı kartellere peşkeş çekilmektedir.

Doğal kaynaklarımızı AVM rezidans inşaatları yerine toprağa yönlendirebilirler.

Bu taktirde Samsun hak etti eski kimliğine kavuşarak fuar şehri olacak.

Aksi taktirde panayır kenti olmaktan kurtulamayacaktır.

YORUM EKLE