HAK ARASINA PROVOKATÖR

6 ay önce işsiz kalan yaklaşık 500 kişi hala seslerini duyurmaya çalışıyor.

Makro marketlerin kapanmasının ardından yıllardır firma bünyesinde çalışan işçiler kapının önüne konulmuştu.

Çalışanlar işsiz kalmalarının acısını yaşarken birde haklarını alamamanın sıkıntısına düştü.

Aylardır tazminatlarının ve diğer sosyal haklarının verilmesi için mücadele ediyorlar.

Ağustos ayında konuyla ilgili yazdığım köşede "Maaş, tazminat, sigorta yok işten çıkarma var mı yok mu büyük bir belirsizlik ortada." demiştik.

Gelinen süreçte işçiler işten çıkarıldı, başka market kuruldu makro o markete haklarını dev retti, sonrasında bu ay oda kapandı.

Yani işsizler ortaya çıktı.

İşçiler "Makro çatısı altında başka firma işe başladı,  alış veriş yaptın sliplere baktığınızda da başka firma ismi çıkıyor. Ne olduğunu kimse anlamıyor çözmüyor da. Haklarımız, tazminatlarımız duruyor." veryansınları sürüyor.

Bu emekçi arkadaşların hak arayışlarını destekliyoruz.

Nerede bir gerçek hak talebi varsa yanlarındayız.

Dün işsiz kalan bu işçiler bazı siyasi parti ve sendikaların destekleriyle eylem yaptı.

Hiç bir sorun yok, seslerini duyurmaya çalıştı yine sorun yok, destek çağrısında bulundular yine sorun yok.

Sorun nerede provokatörler de.

Hak arayışının kesinlikle su istimal edilmesine izin verilmemeli.

Gerçekleşen eylemde araya karışan provokatörlere pür dikkat.

Daha doğrusu bu hak arayışı sürecinde 'yanınızdayız' çağrısıyla sızmaya kalkışan bu zihniyetteki mikserciler, faydadan çok zarar getirir.

Kesinlikle bu kişiler yanaştırılmamalı, işçilerin hakları da teslim edilmeli.

***

Toplu taşıma araçlarında duyarsızlık konusu hepinizin malumu.

Yaşlılar, engelliler, hamileler için ayrılan mavi koltuklara oturup, uyur taklidi yapan mı ararsınız, yaşlı biri geldiği zaman kalkmamak için kafasını çevren mi.

Saymakla bitmeyen saygısızlıklar.

Atakum Adnan Kahveci İlkokulu üçüncü sınıf öğrencileri toplu taşımada sağlıklı ulaşımı konu alan "Çocukların Gözüyle Ulaşım" temalı resimler çizdi.

Aslında küçük yaşlarında gördüklerini resme aktardılar.

Bu saydığımız konular akıllarında kaldığı için hep onları resmetmişler.

Büyüklerinden onları görmüşler ama arada bir fark var.

Küçük yaşlarına rağmen yaşlılara, hamilelere, engellilere, çocuklu annelere, hastalara yer verileceğini öğrenmişler, büyükleri hala öğrenememiş.

Kutluyoruz çocuklarımızı.

***

Geçtiğimiz günlerde 25 yaşındaki Merve Şahin, boşanmak üzere olduğu kocası tarafından 25 bıçak darbesiyle sokak ortasında öldürüldü.

Herkes büyük bir acı yaşadı.

Yakınları öldürüldüğü yere giderek karanfil bıraktı.

Şimdi işin başka bir boyutu da ortaya çıktı. Merve'nin 3 yaşındaki çocuğu nerede?

Anne kara toprağa girdi, baba hapiste çocuk ortada yok.

Annenin ailesi çocuğu halasının kaçırdığını iddia ediyor ve polisin aradığını söylüyor.

Baba ayrı bir acı yaşatıyor ailesi ayrı.

Minik yavrucak bulunmalı, önce devlet korumasına alınmalı sonrasında kendisine en iyi bakacak akrabalarına teslim edilmeli.

Bu baba tarafından olmamalı.

YORUM EKLE