HAFTA HAFTA FİNALE...

Bu haftanın kazananlarından birisi de biz olduk.

Puan tablosundaki durum gereği haftanın tek kazananı ya da tek kaybedeni olmuyor.

Biz de dahil hedefe yönelik hareket eden takımlar arasında kazananın bol olduğu bir haftaya tanıklık ettik.

Tabii kıskacın her geçen dakika daraldığı 2. Lig Beyaz Grup’ta haneye yazılan üç puan kadar önemli bir hadise yok.

Sadece bu haliyle usta ayaklardan oluşan Ege ekibine karşı galip gelmek her haliyle önemli bir başarı hakkını verelim.

Ve emeği geçen herkese teşekkür edelim.

Gelelim maça...

Aslında 90 dakikalık mücadelenin neredeyse her dakikası maç öncesi yorumlarımızı doğrular bir çizgide gerçekleşti.

Futbolda tahminin ötesinde basit istatistikler bazen gelecek adına doğru öngörüler yapmanıza yardımcı olabiliyor.

Peki, bu haftanın tahminin ötesinde gerçekleri bize ne gibi ipuçları veriyordu?

Aslında çok basit.

Rakibin teknik heyeti, bu heyetin belirlediği oyun formatı ve bu doğrultuda sahaya çıkan oyuncu topluluğu...

Maç öncesi belirttiğimiz gibi rakibimiz Ege temsilcisi usta ayaklardan kurulu aynı zamanda yaş ortalaması yüksek, fiziksel açıdan zayıf fakat oyun bilgisi yüksek oyunculardan kurulu bir ekip olarak karşımıza çıktı.

Oyun içi pozitif ve negatif yönleri belli bir ekip.

Kısacası kapalı kutu bir ekip değil.

Zaten oynadığı maçlardaki performansları ve özellikle son dakika karneleri ortada.

Bu noktada iki şey önem kazanıyor.

1- Doğru tercihler ile sahada olmak.

2- İkinci yarı fiziksel açıdan çöküntüye uğrayacak rakibe karşı doğru hamleler ile taraftarın beklentilerini karşılayabilmek.

Soru: Rakibimiz fiziksel açıdan güçlü bir yapıya sahip değilse ne gibi bir oyun kurgusu ile sahada olacaktır?

Cevap: Geriden oyun kurarak ayağa pas yaparak orta alanda topa sahip olmaya çalışarak çok adamla hücum.

Yani hızlı hücum birinci bölgeden defansımız arkasına atılacak uzun toplar ya da üçüncü bölgede bizi bozmaya yönelik hücum pres yapma gibi bir niyetleri olmadığı ortada.

Peki, nasıl bir dizilim ile sahada olduğumuz takdirde sonuca daha kolay gidebilirdik?

Rakip topu ayağına aldığı anda üçüncü bölgede baskı yaparak pas geçişlerini bozmak suretiyle oyun planlarını uygulamalarına izin vermemek ve topu ayağımıza aldığımız anda kenar bek oyuncularının arkalarına atılacak paslar ile defans kurguları bozarak rakibi yerleşim hatasına zorlamak.

Peki, bunun için fiziksel açıdan ne tür oyuncular ile sahaya çıkmak gerekir?

Kanımca bu noktada ön kenar oyuncuları maçın gidiş hattını belirleyici aktörler olarak karşımıza çıkıyor.

Gerisi hakkında uzun uzadıya analiz yapmaya gerek yok.

Sağ ön Enes: Topla dripling özelliği olan, rakip defans bloğu arkasına dike koşular yapabilecek özellikle ve çizgiyi sonuna kadar kullanan bir oyuncu.

Sol ön: Onur hem çizgiyi kullanan hem de içe oynayabilen bir oyuncu. Aynı zaman topu ayağına aldığında rakibin üstüne doğru giderek yerleşim hatasına zorluyor.

Antrenör tercihleri halkında konuşacaksak durum bu.

Samet ve Erhan attığı şık gole rağmen;

Başlangıç için olası puan kaybında antrenörün eleştirilebilir tercihleri.

Bunun dışında saha içi kurgusu hakkında yorum yapmak oyuncuların maç içi performans değerlendirmesi olarak karşımıza çıkıyor.

Daha hızlı oynayarak üçüncü bölgede rakibe İnegöl maçında olduğu gibi baskı yaparak oynamasına izin vermemekte bir tercih maçın temposunu iki takım açısından düşük tutarak fazla riske girmeden skora gitmeye çalışmakta bir tercih.

Kaldığımız müddetçe sıkıntı yok.

Rakip penaltı kaçırmış, maç içi çok kritik bir kırılma anı olmuş bunlar tabelayı değiştirmez.

Uyarı: Fiziksel açıdan güçlü ve hızlı hücum özelliği olan takımlara karşı özellikle üçüncü bölgedeki oyuncu tercihleri ve oyun sistemimiz puan kaybettiğimiz ya da zorlanarak kazandığımız tüm maçlarda olduğu gibi büyük riskler barındırır.

YORUM EKLE