NEPALLİ GURKALAR, SAMSUN’DA

2 Temmuz 1919 günü Batum yoluyla getirilen 1.200 Gurka Hind askeri Samsun’a ayakbastı. Gurka, Nepal bölgesinden bir halktı. 19.yüzyıl başlarında Hindistan’da İngilizler ile çarpışan Gurkalar cesaret ve savaşçı yetenekleriyle İngilizlerin dikkatini çekmişti.

NEPALLİ GURKALAR, SAMSUN’DA

NEPALLİ GURKALAR, SAMSUN’DA

2 Temmuz 1919 günü Batum yoluyla getirilen 1.200 Gurka Hind askeri Samsun’a ayakbastı. Gurka, Nepal bölgesinden bir halktı. 19.yüzyıl başlarında Hindistan’da İngilizler ile çarpışan Gurkalar cesaret ve savaşçı yetenekleriyle İngilizlerin dikkatini çekmişti. Onlar artık sömürge sürecinde İngilizlerin askerleri arasına girdi. Gurkalar, Anadolu’ya ilk kez Çanakkale Savaşları sırasında getirildi. Hind tugayı bünyesinde 4 taburluk bir kuvvetle savaşa dâhil edildi. Bugünkü yazımızda Canik Mutasarrıfı Hamit Bey’in notlarında bu askerlerin Samsun’a çıkışı ve Mustafa Kemal’in Gurkaları Samsun’dan güneye ilerletmeyin ültimatomu sonrası yaşananları aktaracağız.

CANİK MUTASARRIFI HAMİT BEYİN NOTLARINDA HİND ASKERLER VE İNGİLİZLER

SAMSUN’DA HİNDLİ ASKERLER RUMLARDAN NEFRET EDERDİ!

Anlatmaya değmeyecek kadar önemsiz bazı hadiseler sayılmazsa İngilizlerin de pek belirli bir şekilde genişleyen teşkilat üzerinde müdahaleleri vukuu bulmadı. Mümessilleri, Rumlar vasıtasıyla her şeyi öğrendikleri halde olup bitenlere karşı seyirci vaziyetinde bulunuyorlardı. Esasen bunlar, İstanbul’daki benzerlerinin taarruzlarından çekiniyorlardı. Şehrin çeşitli noktalarına yerleşmiş bir alay kadar askeri olduğu halde bunların varlığı bile belli olmuyordu. Aynı zamanda çoğu Müslüman Hindli olan askerlere fazla güvenleri de yoktu. Bu askerler, Müslümanlara karşı sevgi gösterisi için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlardı. Etraflarında bir İngiliz bulunmadığı zamanlar önümüze çıkıp lisan-ı hâl ile iyi niyetlerini ispata çalışırlardı. 

Bir kısım subaylar, dillerini bir dereceye kadar anlatabildikleri memurlardan bazılarıyla geceleri münasebatta bulunurlardı. Rumlardan ise fevkalade nefret ederlerdi. Bu hislerini de katiyen gizlemezlerdi. Bir gün sefarethane memurlarından Smith, huzurumda bir Hind çavuşundan aldığı maşrafpa ile Hristiyan çocuğuna su vermişti. Hintli bunu görür görmez derhal maşrapayı alıp ayaklarının altında ezdi. İngiliz’e gazaplı bir nazar fırlattı. Karşımda mahcup olan İngiliz:-Bunlar böyle mutaassıptır, demekle yetindi.

SAMSUN’A ÇIKARILAN MECUSİ HİND ASKERLERİ 

İki vaka İngilizler ile aramızı bir dereceye kadar açtı. Bunlardan biri Temmuzun ikinci günü büyük bir nakliye gemisinin Samsun’a çıkardığı 1.200 kadar Gurkha tabir olunan Hindistan Mecusi askeri oldu. İngilizler tarafından ani olarak getirilen bu asker millî harekât idarecilerini telaşlandırdı. Bunu büyük harekâtın başlangıcı saydılar. 

MUSTAFA KEMAL PAŞA’DAN SAMSUN’A 

ÜLTİMATOM: HİND ASKERLERİ GÜNEYE İLERLEMESİN

Hind-i Çinî Bölüğü’nün içeriye ayrılmasına karşı konacağına dair vaki olan tebligat muvafıktır. Yalnız, İngilizlerin maruf olan sulh yoluyla tecavüz tarzlarıyla sahildeki kuvvetlerini günden güne çoğaltmaları pek muhtemel olduğundan bunun şimdiden önü alınmak üzere Mutasarrıf Hamit Beyefendi’nin gerek mülki hükûmet, gerek kolordu namına gayet emin ve kesin bir dille İngiliz Mümessiline: “Memleket asayişi emniyet altında bulunurken Samsun’daki İngiliz kuvvetlerinin bu harekât tarzına bir manâ verilemediğini, hâlbuki elân İzmir’in tahliyesine intizar ve İtalyanların işgali genişletmeleri karşısında muzdarip ve müteheyyiç olan halkımıza bu hâlin pek fena tesir etmekte olduğu cihetle bu kuvvetlere bir neferin bile ilavesine müsaade olunmayacağını” ihtarla “aksi hareketleri halinde hâsıl olacak vahim mesuliyetin tamamen kendilerine râcî olacağını” iblağ eylemeleri lazımdır.

İngilizlerin gerek bu kuvvetleriyle ve gerek mevcut kuvvetlerini takviye ederek güneye ilerlemeleri ihtimaline karşı tedafüî tertibatımızın bir an evvel tamamlanmasını ve harekete gelmek zarureti hâsıl olursa bunun evvelâ çeteler ve silahlandırılmış ahali ile başlamasının nazar-ı dikkatle tutulmasını, zat-ı âlilerinin de bu sırada şehre girmesini ve Mutasarrıf Hamit Beyin gerekli tertibata tevessül buyurmalarını tavsiye eylerim.

6 Temmuz 1919

3. Ordu Müfettişi Yaver-i Fahri 

Hazret-i Şehriyarî

Mirliva Mustafa Kemal

İNGİLİZLERLE SAMSUN’DA SAVAŞILABİLİR Mİ?

Bu telgrafnameyi almazdan önce İngiliz Kontrol Subayı Solter ile görüşüp yeni gelen asker hakkında izahat istemiştim. O, tereddüt etmeden “yeni kuvvetin Müslüman Hindlileri değiştirmeye memur olduğu” cevabını verdi. Hint müslüman askeri hakkında yukarıda bir nebze bahseylediğim ahvâl, İngilizlerin bu izahından şüphelenmeye mahâl bırakmıyordu. Herhangi bir hadise karşısında bunlardan istifade olunamayacağına mümessiller çoktan kanaat getirmişlerdi. 

Bu izahata kanaat getirdikten sonra İngilizlere istenilen ültimatomu vermek mevsimsiz ve tehlikeliydi. Derhal, 15. Fırka Kumandanı’nı davet edip bu husustaki mütalaasını ve İngilizler Merzifon’a bölük göndermekte ısrar ettikleri takdirde ne dereceye kadar mukavemet edebileceğini sordum.

Pek hamiyetli, namuskâr ve aynı zamanda uzak görüşlü olan Fırka Kumandanı İsmail Hakkı Bey, vaziyet açıklandığına göre tebliğ olunana hareket tarzını müfrit bulduğunu, mukavemete gelince: elindeki kuvvetin ancak yüzelli silahendaz teşkil eylediğini, mamafih asker olmak itibariyle aldığı emri ifa ve binaenaley ültimatomu tevdiye mecbur olduğunu beyan eyledi. 

Halk kuvvetine gelince: Bu da İsmail Hakkı Bey’inkinden daha emniyetbahş değildi. Müdafaa-i Hukuk imanı, İngilizlere karşı gelecek surette henüz kuvvet bulamamıştı.

Hakkı Bey’e : “Yeniden muhabere cereyan edinceye kadar keyfiyeti tehir eylemesini” tavsiye eyledimse de o, pek haklı olarak mecburiyetini tekrar ve emir mucibince notayı tebliğ eyledi. Ben ise, ültimatomdan sonra muhteviyatını tatbik edemeyeceğimize katiyen kanaat getirdikten sonra zaten bizzarure kumandan tarafından yapılmış olan hatayı tekrara lüzum görmedim. Meselenin vahim bir şekil alması halinde müdahaleye intizarken sükûtu ihtiyar eyledim. 

NOTA, İNGİLİZLERİ KUDURTTU!

Nota, İngilizleri kudurttu. Kumandana kuvvetin getiriliş sebebini, diğerleri arasında Merzifon’daki bölüğün de değiştirilmesinde görülen lüzumu tekrar eyledikten sonra her türlü muhalefet ve mukavemete rağmen bölüğün hareket edeceğini bildirdiler. Ne yazık ki bu sözü fiil takip etti. Nümayişkârane bazı teşebbüslerde bulunan, topları Kavak’a nakleden Refet Bey (Bele), İngiliz bölüğünün hareketine ve geçişine seyirci kaldı. Biz de İngilizlere karşı mağlup vaziyetinde kaldık.  

Kaynakça

Halit Eken, Kapancızade Hamit Bey, Yeditepe Yayınları, İstanbul,2008

Dursun Ali Akbulut, “Hamit Bey’in Samsun Mutasarrıflığı Karşısında Karşılaştığı Problemler”, 19 Mayıs ve Milli Mücadele Samsun Sempozyumu, Samsun 16-20 Mayıs 1994, s. 105-113

Gazete Gerçek

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER