Hasankeyf'e sahip çıkma zamanı

SAMÇEP sözcüsü Mehmet Özdağ, Ilısu Barajı'nda 10 Haziran'da su tutulmaya başlanacağını belirterek, Hasankeyf başta olmak üzere 12 bin yıllık kültürel mirasın sular altında kalacağını ifade etti. Özdağ, “Hasankeyf ve Dicle vadisi şimdi bizden yardım beklemektedir. Bu çığlığa destek olun” çağrısında bulundu

Hasankeyf'e sahip çıkma zamanı

Samsun Çevre Platformu’nun (SAMÇEP) da bileşeni olduğu Ekoloji Birliği Türkiye genelinde 60 bileşeni ile Dicle nehri üzerinde yapımı tamamlanarak 10 Haziran 2019 tarihinde su tutulmaya başlanacak Ilısu Barajı suları altında kalacak Hasankeyf başta olmak üzere 12 bin yıllık kültürel mirasın yok edilmesine karşı basın açıklaması yaptı. SAMÇEP sözcüsü Mehmet Özdağ yaptığı açıklamada, “Ilısu barajı altında kalan sadece bir şehir değil, suya gömülmek istenen tüm insanlığın ortak hafızası, 12 bin yıllık tarihidir. Bu gelecek nesillerin de hakkı olan insanlığın ortak hafızasına ihanettir. Binlerce yıl insanlığa ve medeniyete kucak açmış Hasankeyf ve Dicle vadisi şimdi bizden yardım beklemektedir. Bu çığlığa destek olun” çağrısında bulundu.

BARAJIN ÖMRÜ SADECE 70 YIL

10 Haziran 2019'un, Ilısu barajında su tutulmaya başlanmasının tarihi olduğunu ifade eden Özdağ, "Hasankeyf, 199 yerleşim yeri ve Dicle vadisinin karanlığa mahkum etmenin başlangıcı. Hasankeyf boğulmakta ve belki bu feryat son nefes. Ilısu barajı altında kalan sadece bir şehir değil. Suya gömülmek istenen tüm insanlığın ortak hafızası, 12 bin yıllık tarihidir. Bu paha biçilmez, binlerce yıllık kültürel emanet sadece 70 yıl bir ömrü olacağı bilinen Ilısu baraj gölünün altında kalacak. Kadim Mezopotamya coğrafyası artık güneş yüzü görmeyecek, karanlığa mahkum olacak. Bu tüm insanlığa ihanettir. Bu gelecek nesillerin de hakkı olan insanlığın ortak hafızasına ihanettir. Bu, aynı zamanda neslimize ata yadigarı emanete ihanettir" dedi.

AKLA, BİLİME VE VİCDANA AYKIRI

Dicle Nehri'nin sadece bu topraklarda sadece birçok medeniyetin yeşermesine sebep olmadığını, aynı zamanda doğayı ve yeryüzünün ekolojik dengesine hizmet ettiğini de vurgulayan Özdağ, "Yeryüzünün ve insanlığın dostu Dicle nehri, kapitalizmin boyunduruğundadır şimdi. Kapkara eller Dicle suyunun boğazını sıkmaktadır. Tüm nehir boyunca ekolojik yaşam da linç edilmektedir Ilısu barajıyla. Bitmedi, Dicle nehri tarafından beslenen ve binlerce yıldır Dicle boyunca yaşamış tüm halklar Ilısu kapitalizm projesi tarafından olumsuz etkilenmektedir. Hasankeyf ve ona bağlı yaklaşık 199 köy nüfusu tarıma elverişli ata yadigarı verimli topraklarından uzaklaştırılarak mağdur edilmektedir. Böylece adeta Dicle boyunca yaşayan tüm halklar Ilısu barajı ile boğulmaktadır. Birinci dereceden sit alanı olarak kabul edilmiş bu topraklarda bir çivi bile çakmak insanlığa ihanetken, devasa bir yapının inşa edilmiş olması nasıl bir mantıktır? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur? Bu ne yaman bir çelişkidir? Yirmi yıldan beri birçok grup tarafından karşı durulmuş bu projeye karşı, idarenin kör, sağır ve dilsiz kalması nasıl bir akılla izah edilebilir? Akla, bilime ve vicdana aykırı bu proje derhal sonlandırılmalıdır. Zararın neresinden dönülürse kardır" görüşünü dile getirdi.

Gazete Gerçek

Erkan Kaya

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER