FATİHLERİN KEMİKLERİ SIZLAMASIN

İstanbul tarih boyunca hep merkez oldu, birçok önemli gelişmeye ev sahipliği yaptı.

Hz. Peygamber Efendimiz “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur” buyurduğunda önemi daha da artmıştı.

1453 yılında İstanbul'u o eşsiz söze mazhar olan o güzel komutan Fatih Sultan Mehmet Han fethetti.

 "Ya İstanbul beni alacak ya ben İstanbul'u…"

Derken; Ne kadar kararlı, ne kadar inançlı olduğunu göstermişti.

Hiç bir fitne ve fesata aldırış etmemiş, kirli oyunları bozmuş, İslam'ın Osmanlı'nın hakkı olan İstanbul'u kurulan tuzakları Allah'ın izniyle bozarak tam İstanbul elden gitti derken fethetmişti.

Bu süreçte çatlak seslerin dozu iyice artıp padişaha yüklenmeler başlayınca II. Mehmed vezirini gönderip şehrin fethinin mümkün olup olmayacağını ve zamanını sordu.

Akşemseddin ona “Cemâziyelevvel ayının yirminci günü, seher vaktinde, inanç ve gayretle filan taraftan yürüsünler. O gün feth ola. Kostantiniyye'nin içi ezan sesiyle dola!" cevabını verdi.

Söylenen gün ve saat geldiğinde hücuma geçmek üzere olan padişah akıl hocasından bir dua istedi.

Hocası “Ya Fakih Ahmed!" diyerek himmet talep eyle! Onu vesile kılarak Allahü tealaya tazarru ve niyaz eyle" dedi ve çadırına çekildi.

Padişah hocasını bu fetihte yanında görmek istedi, haber saldı ama Akşemseddin gelmedi.

Bu sefer bizzat kendi gidip çadırında küçük bir delik açıp içeri baktığında hocasını secdeye kapanmış, başından sarığı düşmüş, ak saçı ve ak sakalı nur gibi parlıyorken buldu.

 Ak saçını ve ak sakalını toprağa sürüp İstanbul'un fethinin gerçekleşmesi için dua ediyor, gözyaşı döküyordu.

Şükürler olsun İstanbul fethedildi, her zaman başkent, tüm dinlerin önemli şehri, Türkiye'nin, dünyanın kalbi olarak kaldı.

Bunları neden anlatıyorum, İstanbul öyle basit bir şehir değil.

Herkesin gözü orada, "İstanbul'u kazanan Türkiye'yi alır" sözünün merkezi.

Şu an Türkiye İstanbul seçimlerine kilitlendi.

Hakkı hakka teslim etmek, vatandaşın oyunun yerine ulaşması, usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması, yapanların ceza alması, İstanbul'u kazanmak için araya fitne ve fesat sokanların oyunlarının bozulması için hukuki bir süreç yürütülüyor.

Halk, Binali Yıldırım'ı seçmişse o başkan olsun, Ekrem İmamoğlu'nu seçmişse o koltuğa otursun derdinden başka niyet yok.

Yani ortada bir hukuksuzluk varsa giderilsin, sahtecilik varsa temizlensin, şeffaf bir şekliyle oylar hak sahibine ulaşsın.

Şu an tamamen hukuki bir süreç devam ediyor.

Dün İstanbul seçimleriyle ilgili Samsun Barosu Başkanı Avukat Kerami Gürbüz'ün bence temsil ettiği kurum, hukukçu kimliği nedeniyle yaptığı açıklamanın amacı dışında olduğunu, siyaset karıştığını detaylarıyla yazmıştım.

Yani bir hukukçunun hukuki süreç devam ederken 'Mazbata İmamoğluna verilmeli' çağrısı yapmasını, Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP'ye farklı aşağılar eleştirileri, Anayasal kurumları zan altında bırakacak söylemleri garipsediğimi ve ret ettiğimi dile getirmiştim.

Demek ki; Sadece ben böyle düşünmüyorum.

AK Parti İl Başkanlığı, baro başkanının beyanlarına tepki gösterdi.

Gürbüz'ün açıklamaları, ''Bir baro başkanına hiç ama hiç yakışmayan, hadsiz ve bir o kadar da cüretkar beyanlar" olarak nitelendirildi.

"İstanbul’da devam eden hukuki itiraz sürecini, ‘gereksiz tartışma ve şamata’ olarak nitelerken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mazbatasının bir an evvel İmamoğlu’na verilmesi gerektiği..."

Sözlerine atıfta bulunuldu.

"Öncelikle; bir hukukçunun, baştan aşağı hukuki zeminde yürüyen itiraz sürecini ‘gereksiz bir şamata’ olarak nitelemesi; hukuku, dolayısıyla da mesleğini inkar anlamına gelir ki; hukukun üstünlüğünü savunma noktasında birincil görev üstlenen bir baro başkanının, hukuku bu şekilde ayaklar altına alıp, çiğnemeye kalkışması asla kabul edilemez."

Yorumu yapıldı.

Ayrıca, Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP, Anayasal kurumları zan altında bırakacak söylemlere tepki gösterildi.

Baro Başkanı Kerami Gürbüz'ün hukukçu kimliği ve temsil ettiği kurum nedeniyle sarf ettiği sözlerine tepkiler sürüyor.

Bence yerinde ve haklı bir tepki.

Bir siyasi temsilci bunları konuşabilir ama bir baro başkanı sözlerini seçerek ve hukuku gözeterek konuşmalı.

Hakkı gözeten, Fatihlerin kemikleri sızlamasın...

YORUM EKLE