EHVEN-İ ŞER OLAN S-400’LERİ ALMAMAK

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın mevkidaşı, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a 6 Haziran günü gönderdiği Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın alması halinde neler olacağının anlatıldığı mektup, Türkiye'nin son yıllarda karşı karşıya en ağır tehditler dizisi.

Hatta bana göre; Jhonson mektubundan bile daha ağır tehditler içeriyor.

Hatırlatalım; Kıbrıs’a müdahalenin tartışıldığı 1964 yılında dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen Johnson mektubunun içeriğinde, Türkiye'nin NATO üyesi bir ülke olan Yunanistan ile arasında gerilim yarattığı takdirde, SSCB'nin Türkiye'ye yönelik olası bir işgali karşısında, NATO'nun bu işgale müdahalede çekimser davranabileceği uyarısı idi. Ayrıca, böyle bir girişimde Amerikan silahlarının kullanılamayacağı da belirtiliyordu. 

Bu mektup, Türkiye'de çok büyük tepki ile karşılanmış ve İnönüde o meşhur, "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyada yerini alır" cümlesini sarf etmişti.

ABD'nin restini gören İnönü döneminde Türkiye'nin SSCB ile ilişkileri güçlenmeye başlarken, ABD ile olan ilişkiler tarihteki en kötü seviyeye inmişti ama bununla beraber İnönü de koltuğundan olmuştu.

Şimdi ise Türkiye bu mektuptan çok daha ağır bir mektupla karşı karşıya.

ABD'nin mektubu gönderme gerekçesi; Türkiye'nin S-400 konusunda eğitim almak üzere askeri personelini Rusya'ya göndermesi. 

Mektupta ifade edilen tehditler neler hatırlayalım; 

31 Temmuz'a kadar Türkiye eğer S-400 almaktan vazgeçmezse, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olarak tanımlanan F-35 projesinden çıkarılacak,

Arizona'daki Luke Üssü'nde bulunan Türk pilotlar ve diğer askeri personel eğitim sürecini tamamlamalarının ardından ABD'den ayrılacaklar, 

Türkiye'den eğitim için yeni pilot ve askeri personel kabul edilmeyecek,

 F-35 projesi kapsamında yapılacak üst düzey toplantılara Türkiye'nin davet edilmeyecek.

Mektubun bana göre en önemli içeriği; Amerikan Kongresi'nden 2017'de geçen Amerikan Karşıtlarına Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA)'nın Türkiye'ye uygulanacağı.

Hatta mektupta bu konuda Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti'nin bu yaptırımların uygulanması konusunda kararlı oldukları da özelikle vurgulanıyor.

Yani;  'Trump'a güvenmeyin' demeye getiriyorlar.

Zaten Amerikan Kongresi Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi de Türkiye'nin Rusya'dan S-400 alması halinde CAATSA yaptırımlarının Türkiye'ye uygulanmasına ilişkin bir karar tasarısını kabul etti.

Mektuptaki tehditler bunlarla da bitmiyor; 

Ekonomik olarak; Türkiye'nin uluslararası finans kuruluşlarına erişiminin engellenmesi, buralardan kredi alamaması, savunma sanayi hedeflerine ulaşmasına zarar vereceği, 

işsizlik başta olmak üzere gayri safi yurt içi hasılada ve uluslararası ticarette de kayıplara uğrayacağı da yer alıyor; Türkiye ekonomisi çok zor duruma gelecek demeye getiriliyor.

Askeri alanda ise Türkiye'nin batı güvenlik sistemindeki konumunun tehlikeye düşeceği ve NATO'da Türkiye'nin işbirliğinin gelişmesi aksayacağı asıl dikkat çekici olan ise Türkiye'nin S-400 alması halinde uygulanacak tüm bu yaptırımlarla askeri ve ekonomik olarak Rusya'ya aşırı bağımlı kalacağına vurgu yapılıyor.

Anlayacağınız Türkiye, son yılların en ağır tehditleriyle karşı karşıya.

ABD tam da İstanbul seçimleri öncesinde Ankara'yı taviz veremez hale getirmek için psikolojik bir operasyona maruz bırakmış durumda.

Ve bana göre bu operasyonun asıl amacı; Türkiye'nin S-400 almasını engellemek değil, beşinci nesil savaş uçağı olarak bilinen ve yüksek teknolojisi sayesinde düşman radarlarından kaçabilen F-35'leri vermemek.

Nedeni ise açık seçik ortada; Türkiye’nin CİA-FETÖ’nün 15 Temmuz darbe kalkışması ile başlayan ciddi güven bunalımı.  ABD açısından ise mevcut yönetime güvensizlik. Karşılıklı bir güven bunalımı var.

Şimdi önümüzdeki iki seçenek var; 

Ya S-400'lerin alınmasından vazgeçerek, ABD'nin baskı ve tehdidine boyun eğeceğiz ve küçük düşürücü bir duruma düşeceğiz ya da S-400'leri alarak fevkalade ağır yaptırımlara uğrayacağız.

Tam bir açmazdayız. 

Bana kalırsa; Rusların 300 yılık kini ve düşmanlığını hatırlayınca; 

NATO'nun Türkiye'yi gözden çıkaracağını sezdikleri anda neler yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.

Uzatmaya gerek yok; ehven-i şer olan S-400'leri almamaktır derim.  

YORUM EKLE