Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın mezarının bir ermiş kişi tarafından yapıldığı 2007 yılında gündeme bomba gibi düşmüştü.

Uçuşan mezar taşları, görünmeyen insan hikayeleri dilden dile dolaştı.

Tabi Allah’ın izniyle, emriyle her şey olur.

Bunda bir sıkıntı yok inanç tam ama sıkıntı bizim kendi olağandışı anlayışımızda.

Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, ‘Babam ermiş, mezarını bir evliya yaptı’ açıklaması o dönem gazetelerde yer almıştı.

Hikaye nereden geliyor.

Ahmet Özal annesi ve babasıyla İstanbul Adnan Menderes Bulvarı’ndan geçerken, Turgut Özal, Adnan Menderes’in anıt mezarı hizasında otomobili durdurur.

Başını pencereden çıkarıp mezara doğru bakar ve oğluna vasiyet eder: "Öldüğümde ne yap et, benim cesedimi buraya gömdür."

Ahmet Özal şaşırır ve "Allah gecinden versin, sen daha çok yaşayacaksın" der.

Turgut Özal, bu olay yaşandıktan iki hafta sonra aniden yaşamını yitirir.

Vasiyet ettiği alanda mezarlık düzenlemesiyle, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürü Mustafa Bey ilgilenir. Mezarın pembe mermerden yapılması düşünülür. Ancak bir türlü aranan usta bulunamaz.

Bir gün sakallı biri ortaya çıkar. Bursalı olduğunu ve bu işi parasız yapmak istediğini söyler.

İyi bir işçilik yapar.

Mustafa Bey, işin kalitesini görünce, meçhul mezar ustasının peşine düşer.

Mezar yapımında çalışan hiç kimse mezarcıyı hatırlayamaz.

Tabi bu sırada mezar hazırlık çalışmaları videoyada kaydedilir.

Müdür Mustafa, görüntüleri izler görür ki; Mermerler hareket ediyor, usta gözükmüyor.

Bursa’ya kadar gidilir adam bulunamaz.

Mezarlık müdürü kaseti Ahmet Özal ve eş Semra Özal’a da izletir.

‘Sırlar kapısı aralandı’

Ahmet Özal; ‘Babam ermiş biri’ yorumunu yapar.

Gündem olur.

Tabi sonradan olaya merak artınca araştırılır ve açıklığa kavuşturulur.

Mezarlık müdürünün Mustafa değil, Kazım adında birinin olduğu belirlenir.

Mezarlık yapım çalışmalarını Eski İstanbul İl Bayındırlık Müdürü İsmail Hakkı Celayir, bizzat kendi takip etmiş.

Görüntülerin hepsini kendisi izlemiş Semra Özal’a teslim etmiş.

Böyle bir şey yok.

Ahmet Özal'ın söylediğinin aksine yeşil mermer yerine Hindistan'dan getirilen pembe mermerler kullanılmış.

Her şey kayıt altında.

Yani olay fiyasko, bir rivayet, uydurma.

Tutsaydı herhalde orada türbeye dönüşürdü.

Böyle olağan dışı hikayelere çok meraklıyız.

Nereden çıktı bu konu?

İlkadım ilçesi Ataköy Mahallesi’nde yol ortasında kalan bir mezar herkesin dikkatini çekti.

Uzun yıllar önce bir köy imamı tarafından evliya olduğu düşünülerek etrafı çevrilen mezar, hiç dokunulmadan günümüze kadar ulaştı.

Hiçbir bilgi yok, sadece kulaktan kulağa dolaşan hikayelerle ‘evliya’ olduğu düşünülerek günümüze kadar gelmiş.

Rivayete göre, köy imamı orada bir ışık görmüş, sonra evliya mezarı diyerek etrafını çevirmiş.

Köy muhtarı böyle anlatıyor.

Yol yapılmış, yolun ortasında mezar kalmış.

Kimse cesaret edip, dini vecibeler yerine getirilerek mezarın başka bir yere taşınmasına cesaret edememiş.

Yolun ortasında mezar öyle duruyor.

Kimse dokunamıyor.

Mezarın kime ait olduğu, mezar olup olmadığı dahi belli değil.

Vatandaş inanmış öyle devam ediyor.

Ortada bir zaruret var.

Dicle Barajı’nın yapımı sırasında bölgenin sular altında kalacak olması nedeniyle baraj gölü havzasında kalan Hz. Elyesa ve Zülkifl peygamberlerin naaşları Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işbirliği neticesinde başka yere taşınmıştı.

Peygamber mezarı dahi taşınabiliyor.

Sırlar kapısı, bizde farklı algılanıyor.

Artık gerisini siz düşünün.

Her ışığa aldanmayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.