Yıllardır devam eden şimdi yeniden öne çıkan Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınıp alınmayacağıyla ilgili tartışmalar yine kulakları tırmalıyor.

Türkiye diyor, 'Size muhtaç değiliz, alacaksanız alın söyleyin ona göre bizde yolumuza bakalım.'

Avrupa ile diyaloglarını Türkiye artırmaya çalışıyor, onlar ise bahane üretiyor.

En son Avrupa Parlamentosu Türkiye'deki yerel seçimler nedeniyle özellikle 2019'un ilk yarısında ilişkilerde ciddi ilerleme beklemediğini açıkladı.

Yine yeni bir bahane üretti.

Zaten 4 yıldır Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplanamıyordu.

2019 yeni bir başlangıç olabilir. Bakan düzeyinde Brüksel'e ziyaretler ve diyalog toplantıları gibi gelişmelerle sürece ivme kazandırılması hedefleniyor.

Türkiye-AB zirvesinin 2019'un ortasında ya da sonunda yapılma ihtimali bulunuyor.

Masada önemli konular var.

Vize serbestisi süreci, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Brexit, göç krizindeki yük paylaşımı gibi...

Umarım artık Avrupa bu negatif yaklaşımlarını pozitife çevirir.

Türkiye'nin iyi niyeti algılanmalı, bu süreç sonuçlandırılmalı.

Aslında 59 yıldır Avrupa kapısında bekletilen bir Türkiye tablosu var.

1957 yılında Avrupa Birliği kuruluyor, 1959 yılında Türkiye katılım için başvuru yapıyor.

Bekle babam bekle.

Şunu yapın, bunu yapın, şu kriter bu kriter, oldu olacak derken 2018 yılı da bitiyor.

Çocuk oyuncağı gibi masallarla Türkiye bu zamana kadar oyalandı.

Artık yeter.

Alınacaksa alınacak, alınmayacaksa Türkiye’de kendi yolunu net bir şekilde çizecek güçte.

Avrupa dağılma noktasına geldi, tüm çizgilerinden uzaklaştı.

Dünya’ya yansıtılan Avrupa değerlerini, kendileri bir bir ayaklar altına almaya başladı.

Bunun net örneğini 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından yaşanan tüm gelişmelerde biz ülke olarak ayrıca bizzat gördük.

Referandum sürecinde aldıkları tavırlar ise dillere destan.

Teröristi besleyenler onlar, ekonomik kaosu oluşturanlar onlar, demokrasiyi katledenler onlar, Türkiye’yi karıştırmak isteyenler onlar, insan haklarını hiçe sayanlar onlar.

Say say bitmiyor.

Aslında en güzel çözümlerden biri Türk Birliği Projesi.

Hatırlarsınız rahmetli 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Türk Birliği kurulması projesi vardı.

Sırf bu proje yüzünden Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü tartışmaları hiç bitmedi.

Büyük bir hedefti.

O dönem Nahçivan, Kuzey Irak, Lübnan ve Kıbrıs’ı içerisine alacak büyük bir projenin adımları atıldı.

Tabi gerçekleşemedi, engellendi.

İstemediler, büyük tehlike görüldü.

Türkiye artık hazır.

Bu proje yeniden uyarlanarak tozlu raflardan çıkartılabilir.

Benim tahminim zaten çıktı.

Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kıbrıs.

Daha da ileri giderim savaşın sonlanmasıyla Suriye, Irak’ta bu projeye dahil edilebilir.

Hayal mi kuruyorum?

Türkiye artık hayallerini gerçekleştiriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4