Sarı Yelekliler, bir süredir Dünya, Avrupa kamuoyunun gündeminde.

Paris'ten gelen görüntüler ve gazete haberleri dolayısıyla Türkiye'nin de gündemine girdi.

Fransa merkezli daha sonra da Brüksel, Belçika gibi Avrupa ülkelerine yayılma emareleri gösteren Sarı Yelekliler olaylarına Türkiye'de; 'Avrupa karıştı' diye sevinenler de var, "Bize de sıçrayacak" diye endişe endenler de.

Sarı Yelekliler protestoların, Gezi Olayları'na ya da Arap Baharı'na benzetenler olsa da daha çok Fransa’da siyasetteki tıkanmanın yarattığı sonuçlarla ilgisi olan bir durum olduğunu düşünüyorum.

Fakat protestolara katılanlara bakıldığında ise; dünyada son dönemlerde yeni bir aktif kalabalık,  çeşitli biçimlerde kendini göstermeye başladı.

Artık bildiğimiz siyasi dinamikler örneğin sendikalar, demokratik kitle örgütleri ya da siyasi yapılar birçok açıdan belirleyici olma özeliğini yitirdi.

Tepkiselliğin öne çıktığı ve birbirlerinden farklı düşünce biçimlerindeki heterojen kalabalıkların üstünlüğünün öne çıktığı ki bu da -politik bir üstünlük değil- bir yeni kalabalıkla karşı karşıya dünya.

Bu yeni kimliğin içerisinde yeni sağ popülist dalga da var, çeşitli otoriter liderleri eleştiren ya da iktidarda tutan yığınlar da.

Ne istedikleri konusunda ise tam bir belirsizlik söz konusu. Akaryakıt fiyatlarına tepki olarak ortaya çıkmışlarsa da gelinen süreçte sistemin bütününden büyük bir rahatsızlık duyan, kaybedecekleri çok az şey olan, en alt sınıfların reaksiyonu olmaktan çok kaybettikleri olan ama kaybettiklerini koruma endişesiyle hareket eden bunun için de bazen göçmenleri, bazen yabancıları mesele gören, zenginleri de mesele de gören ama sistemin bütününü sorgulamayan bir kalabalıkla karşı karşıyayız.

Heterojenliğin ve tepkiselliğin önde olduğu bu yeni aktif kalabalığın, tam olarak hangi hedefe yürüdüğü de belirsiz. Bir örgütü ya da lideri de yok.

Bu tür olayların çıkış nedeni ne olursa olsun ya da katılımcıların kimlikleri ne kadar farklı olursa olsun, temel sorunun ve esas meselenin 'adalet'li bir dünya arayışına dayandığı bir gerçek.

Ve dün olduğu gibi bugün de esas mesele, herkese tüm topluma hitap eden özgürleştirici projeler ortaya koymak.

Tüm dünyada siyasetin rolü de bu yeni politikayı inşa etmek olmalı.

Üstelik vakit geçirmeden, ‘ADALET’ten başlayarak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.