AİDİYET DUYGUSU İLE DESTEK...

Ligin ikinci yarısına kötü bir başlangıç yaptık.

Son üç  maçının ikisini deplasmanda kötü bir futbol sonucunda kaybettik.

Teknik direktörlük koltuğunda oturan sayın Taşkın’ın istifası ile hafta içi sayın Taşdemir takımın yeni teknik patronu oldu.

Bunlar hepimizin bildiği  sportif anlamda yaşanan gelişmeler.

Şuan   aidiyet duygusu ile hareket eden bir Samsunspor taraftarının  takımına desteğini arttırarak devam ettirmesi, kabul etmekte zorlandığı sportif başarısızlığın sebeplerini irdelemek ve özellikle sosyal medya üzerinden başta futbolcu topluluğunu hedef alarak hakarete varan eleştirilerden uzak durması süreci doğru okuyabilmek adına önemli bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Tabi ki eleştiri olacak...

Tabi ki dilimiz döndüğünce başarısızlığın sebepleri hakkında tespitlerde bulunacağız.

Ama unutulmaması gereken en önemli şey takımımızın Allah korusun bu sezon koyduğu hedefe ulaşamamasının maddi ve manevi anlamda şehrimize vereceği tahribatın büyüklüğüdür.

Kısacası henüz ortada camiamız adına kazanılan ya da kaybedilen hiç bir şey yokken bir kaşık suda fırtına koparmak bize bir şey kazandırmaz diyelim.

Ve gelelim maç yazımıza.

Şunu belirmekte fayda var her ne kadar mağlubiyetin tüm sorumluluğunu üstüne alarak takım üstünde oluşabilecek baskıyı ortadan kaldırmak adına maç sonu doğru bir açıklama yapsa da Sayın Taşdemir bugünkü kötü futbolda sorumluluğu olmayan tek isim belki de.

Rakibimiz Sancaktepe ligin en iyi fizik kalitesine sahip ekiplerinden birisi.

Ligin geneline baktığımızda savunma kurguları çok farklı.

Oyunu kendi yarı alanında kabul ederek oynayan bir ekip değil.

Rakip takım üçüncü bölgesinde başlayan hücum pres ile ayağa oynayarak çıkan takımların oyun kurgusunu bozabilecek kalitede bir ekip.

İlk yarı takımın 9 numara mevkiinde oynayan ve takıma hücum anlamında özellikle merkezde dinamik görüntüsü ile güç katan Timur’un takımdan ayrılmasına ve teknik direktör değişikliğine gitmesine rağmen oyun kurgularında herhangi bir değişiklik olmadı.

Ayrıca toplu oyunda da ligin formatının dışında oynayabilen bir ekip.

Topu oyuna şişirme toplarla sokmak yerine birinci bölgeden ayağa paslarla hücum yapmaya çalışıyorlar.

Maç ilk yarı oynadığımız maça benzer bir şekilde başladı.

Rakibin ofansif anlamda kuvvetli olduğu yer sol kenar.

Melik adeta bu ligde performansı ile ayrı bir kulvarda oynuyor.

Neredeyse tüm hücum organizasyonlarını sol önden yapma eğilimde oldukları için haliyle çıktıkları pozisyonlarda bu kanatta defansif anlamda açıklar veriyorlar ve zayıf noktaları da sol kenar bekleri diyebiliriz aslında.

Peki çözümlemesi bu kadar kolay bir takıma karşı bugünkü kötü futbolun sebebi nedir?

Sezon başından bu yana takımımızın fiziksel açıdan kendini geliştirmediğini belirtiyoruz.

Bunula birlikte takım olma yolunda da önemli bir mesafe kat etmediğimiz ortada.

Birde temposu yüksek ve atmosferli maçlarda futbolcularımızın kırılgan yapısı maalesef bizim saha içerisinde gerekli duruşu sergilememize engel oluyor.

Bunu gerek Amed gerekse Sancaktepe maçlarında hissettik.

Rakip takım tribün olarak neredeyse yok.

Ama oyuncu topluluğu her pozisyonda agresif tutumları ile gerek bizim oyuncu topluluğumuz gerekse hakem üzerinde müthiş bir baskı kuruyor.

Ve işlerini sahiplenerek yapıyorlar.

Bizim bu yönlerimiz eksik.

Oynanan kötü futbolu direk bir kişi ya da oyuncu topluluğuna mal etmek bence bu aşamada doğru değil.

Onun için kendi takımımızla ilgili herhangi bir yorum yapmak bence doğru değil.

Sonuç olarak sezon sonuna kadar bu kadro ile gideceğiz.

Ve bu aşamada geçen yıllardaki gibi taraftar olgusunun takım üzerindeki pozitif etkisine değinmekte fayda var.

Bu olgu sezon sonunda ipi göğüslememiz adına çok önemli.

Futbolcu kardeşlerimiz de biran önce sahada gerekli duruşu göstermek zorunda.

YORUM EKLE