Takımımız 30. haftasını geçtiğimiz ligde, düşmemek ve önümüzdeki maçlara daha stressiz bir ortamda çıkabilmek adına kanımca bu sezonun iç sahadaki en önemli maçına çıktı.

Rakip İstanbulspor ligin deplasman karnesi iyi olan ekiplerinden birisi.

Topsuz oyunda takım savunmasını iyi yapan ve ikinci bölgeyi kalabalık tutarak kazandığı toplarla etkili hücumlar yapabilme yeterliliğine sahip bir ekip.

Üstüne üstlük İstanbulspor’un camia olarak maddi anlamda büyük problemleri olmadığını ve fiziksel açından diri bir takım oldukları gerçeğini düşünürsek, işimizin hiç de kolay olmayacağı bir 90 dakika bekliyordu bizi.

Maç öncesi yazımızda rakibe dair birtakım analiz ve öngörülerde bulunmuştuk.

Oyunun hikayesi aşağı yukarı tahmin ettiğimiz doğrultuda gerçekleşti.

Merkezden yapılan ataklarda oyunun boyunu kısaltarak çok fazla pozisyon vermeyen İstanbulspor’a karşı sahayı enlemesine kullanarak oyuna genişlik kazandırdığımız pozisyonlarda maç içerisinde dönem dönem etkili olduğumuz dakikalara da tanıklık ettik.

Maç yorumunu 90 dakikalık oyun içerisinde tribünlerden yükselen sesler doğrultusunda farklı bir şablon ile yazmaya gayret edeceğimi belirteyim.

Öncelikle takımımızın kalabalık bir defans bloğu ile sahaya çıkan İstanbulspor karşısında neden ceza sahası dışından çok fazla şut girişiminde bulunmadığı sorusunu yanıtlayama çalışalım.

Takımımız da şutör özelliğe sahip olan futbolu sayısı neredeyse yok denilecek durumda.

Oyun içerisinde bir antrenör ya da taraftar olarak futbolcudan oyunun anlık akışına göre beklenti içerisine girmek ya da sorumluluk almasını beklemeniz kadar doğal bir şey yoktur.

Fakat burada kilit faktör sizin istek ve beklentileriniz dışında futbolcunun yeteneği, teknik kapasitesi ve oyun bilgisi dahilinde elinden geleni yapmasıdır.

Takımımızın şu an içinde bulunduğu konum 3. bölgede yaşadığı santrafor ve etkili kanat oyuncusu eksiliğinden kaynaklanıyorsa beklentilerimizin bu tür maçlarda karşılanması maalesef biraz hayal oluyor.

Benim kulaklarıma gelen bir diğer soru ise takımımız neden çok arzulu ve istekli oynamıyor?

Elimizdeki kadronun yaş ortalamasını ve devre arasında yaşadığı negatif olayları göz önünde bulundurursak ortaya böyle bir sonucun çıkası kanımca sürpriz değil aksine gerçeklerin tabelaya yansıması ile alakadar bir durumdur.

Son olarak neden maça Ayite ile başlanmadı ya da oyuna daha erken alınabilir miydi?

Kısmen doğru fakat biz Ayite den bugüne kadar ne gördük ki bu maç tabelayı değiştirirsin?

Belki yazdıklarımı yadırgayacaksınız ama kanımca takımımız bence İstanbulspor maçında bu sezonun en iyi saha içi performanslarından birisini sergiledi ama dediğimiz gibi adım hıdır elimden gelen budur misali gol yollarında skoru değiştirecek yeterliliği gösteremedi.

Maalesef ligin son 7 haftasında sadece 2 gol atabildik.

Teknik heyetle alakalı ise bu maça dair eleştirilecek çok fazla noktanın olmadığı kanısındayım.

Belki Enes Ayite değişikliği yerine oyundan Göksu’yu alabilirdi diyebiliriz.

Fakat bize oyunu rakip alana yıkarak ayağa kısa paslarla rakip kalede etkili olmaya çalıştık bunun içinde teknik yeterliliği daha yüksek olan Göksu tercihi ile sağ kanatta devam ettik derse inanın çok fazla eleştiri yapılacak bir durum kalmıyor ortada.

Sonuç olarak Eskişehir maçı kapıya dayandı.

Gönül isterdi ki Eskişehir’e puan farkını açarak gidelim ama olmadı.

Pazar günü bizi belki de Samsunspor’un tarihsel döngüsü içerisindeki en kritik maç bekliyor bizleri.

Ya herro ya merro iki testinden birisinin kırılma ihtimali çok yüksek.

Ya da umarız maç beraber biter o da bizim için yeterli gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.