2019’DA EKONOMİ NASIL OLACAK?

2018 yılının artık son günlerini yaşıyoruz.

Sadece çalışanlar için değil işverenler, sanayici ve işadamları için de oldukça zor bir yılı geride bırakıyoruz.

Önümüzde bir yerel seçim süreci var. Nihayet uzun bir süredir Türkiye ekonomisi üzerinde baskı yaratan seçim takvimi 31 Mart ile birlikte, önümüzdeki milletvekili genel seçimlerine kadar sona eriyor.

2018 yılında hakikaten zor günler geçirdik.

Ancak bu bence çok da öngörülemez ya da sürpriz bir durum değildi.

Bir ekonomiyi potansiyel büyüme hızının çok üzerinde büyümeye zorlarsanız, tıpkı bir balonu şişirirken olduğu gibi ya patlar ya da yan etkileri ortaya çıkar.

Buna da ekonomide ‘aşırı ısınma’ adını veriyorlar.

Harcamalarınız gelirin üzerine çıkarsa sıkıntı yaşarsınız.

Bir aile de bile durum böyledir.

Borçlanmakta aslında sakınca yok. Şöyle ki; fazla yaptığınız harcamayı gelir üretecek yatırımlara yönlendirirseniz bu fena bir durum değildir. Ama siz borç alınan paralarla misafir odası takımı, süs eşyaları alıyorsanız üretimi ve verimliliği artırmaz.

Üstüne üstlük Merkez Bankanız da piyasada oyuncu olarak fazla ortada görünmüyorsa sıkıntı var demektir.

İşte 2018 yılının ağustos ayında yaşadığımız büyük dalgalanmaya gelinceye kadar ekonominin sıkıntıları bunlardı.

ABD ile Türkiye arasında dış politika kaynaklı artan stres, Türkiye'ye yaptırım uygulayacağız ifadeleriyle birleşince, uluslararası finans çevreleri de Rusya ya da İran'a uygulanan kapsamlı bir yaptırımla Türkiye’nin de karşı karşıya kalacağını düşündü.

Şirketler de dolardaki yükselmeye rağmen 2-3 ay içinde ödemesi dış borcu için gereken parayı toplayıp kenara koymayı tercih edince,  bir kopuş yaşandı.

Bu eylül ayına Merkez Bankası’nın çok güçlü bir şekilde sesini duyurduğu sürece kadar devam etti. Ardından hükümetin ABD ile bir kopuşunun söz konusu olmadığı ve sorunların çözüldüğüne yönelik açıklamaları da kur üzerinde oluşan aşırı baskıyı ortadan kaldırdı.

Peki 2019’da ne olacak?

Ben bazılarının iddia ettiği gibi bir resesyon (ekonomik durgunluk) beklemiyorum.

Öyle görünüyor ki hükümet iktisadi faaliyetlerin çok yavaşlamasına izin vermeyecek daha da önemlisi;  enflasyonun düşük seyretmesini sağlayacak idari kararlar alacak.

Çünkü enflasyon çok önemli bir risk.

Türkiye'de 2003'ten 2011'e kadar enflasyon yüzde 5’lere kadar gerilemişti. 2011'den sonra yükselme eğilimine girdi. Döviz kuru da yani; Amerikan doları karşısında Türk Lirası’nın değeri de yine 2011 yılına kadar istikrarlı bir seyir izlerken bu yıldan itibaren değer kaybetti.

O nedenle enflasyon çok önemli.

Enflasyon ekonomideki istikranın göstergesi.

Enflasyon düşük olursa ekonomide yolunda gider.

2019’a ilişkin tek endişem; enflasyondaki yükselişin özellikle yılın 3 ayından sonra tırmanışa geçmesi.

Elektrik, motorin ve doğalgaz fiyatlarındaki indirim doğru bir karar ancak arz-talep dengesine yönelik özellikle de ithalata dayalı üretimden kaynaklanan ÜFE’deki artışa mutlaka önlem bulmak gerek.

O yüzden 2019’da enflasyona dikkat; orada ayar kaçar kaçarsa, bir daha ayar tutturmak zor olur.

YORUM EKLE