Fındık Üreticisi Dert Yüklü
Yerel 27 Ağustos 2016 Cumartesi 08

Fındık Üreticisi Dert Yüklü

Bu günlerde fındık; ağaçlardan toplanıp, patoz makinasıyla tanelettirildi ve kuruması için yere serildi. Tüm bu yoğun ve yorucu işler tamamlandı tamamlanmasına da esas cevabı merak edilen soru fındık hak ettiği değerini bulabilecek mi?

Bu sorunun cevabını almak için bu günlerde hummalı bir çalışmanın yaşandığı, fındık hasatının yapıldığı Çarşamba ilçesi Karacalı Köyü Keleşler Mahallesi sakinlerinden Cemalettin Keleş'e misafir olduk. Hayatının tamamını bu köyde geçirmiş 86 yılı devirmiş Cemalettin Dede'nin üçü kız, üçü erkek tam 6 çocuğu var. Torunlarının sayısını net olarak öğrenemedik! Hepsi de kendi deyimiyle ‘tarla taban’ işleriyle uğraşıyor. Fındıkçılık ortak yönleri. Sahip olduğu tüm tarlaları çocukları arasında paylaştırmış. Bu yüzdendir ki iki de bir sorulduğunda verdiği cevap ‘benim fındığım yok!’ oluyor. Yeni neslin fındık tarlasına girmediğinden yakınan Cemalettin Keleş, "Gençler zora gelemiyor" diyerek sitemlerini açık seçik ortaya koyuyor.

‘GEÇEN SENE ÇOK ÇEKTİK’

"Geçtiğimiz yıl fındık çok oldu, tüccarlar kapımıza uğramadı, fındığın yüzüne bakmadı. Çok olunca da haliyle para da etmedi. Zarar ettik. Ne borçlarımızı verebildik, ne de yapmamız gerekenleri yapabildik" diye söze başlıyor Cemalettin Dede. Elindeki bastonu ders anlatan öğretmen edasıyla havaya kaldırıp indiriyor. Bir yandan da başında yer değiştiren fesini düzeltiyor sıklıkla. "Devlet köylüsüne sahip çıkmadı, kaderimizi fındık tüccarlarına teslim etti. Ama bu yıl farklı olacak, olmalı da. Rekolte çok düşük. Bu sene fındık kıt. 1 ton fındık yapan komşum, tarladan 300 kilo ile dönüyor. Fındıkçılığın her şeyi çok zahmetli. Yıl içinde ıçkınını alacaksın, ilacını, gübresini atacaksın, tarla içini yabani otlardan temizleyeceksin, hasat zamanı işçi bulacaksın, başında bulunacaksın, toplanan fındığı kurusun diye sereceksin. Aklın, kulağın hava durumu raporlarında olacak. Fındığı yağmura, çiseye bırakmayacaksın. Dene yapmak için patozcu bulacaksın. Danelenmiş fındığı yine kurusun diye sereceksin. Sıkça havalandıracaksın. Çuvallayıp satışa hazır hale getireceksin. İşte esas sıkıntı burada başlıyor. Tüccar geliyor randımanını belirliyor, tartıyor, rakamı da kendi belirliyor. İster istemez kabul edip satıyorsun. Aldığını da işçiye, ilaççıya, gübreciye dağıtıyorsun. Elinde kalan da bir yıl boyunca harcıyacağın paradır. İşin özeti bu"

 

‘DEVLET FINDIĞA SAHİP ÇIKMALI’

"Çay, buğday gibi ürünlerin fiyatını belirleyen, destek çıkan devlet fındığa da sahip çıkmalı. Bizi mağdur etmemeli. Tek isteğimiz bu dur" diyerek sözlerini tamamlayan Cemalettin Dede'ye soruyoruz, "Soyadınız ile, mahallenizin adı aynı. Nedir bu işin sırrı?" Cevabı kısa ve net oluyor; "Bakın bakalım bu mahalle de Keleş soyadı olmayan kaç hane var?” Biz cevabımızı aldık, araştırmaya da gerek duymadık. Cemalettin dedenin yanından ayrılırken o ilerlemiş yaşına rağmen gelecekle ilgili planlar yapıyordu. Elinde çakı bıçağı, dut ağacına aşı yapıyordu. Torunları ve onların çocukları yesin diye.

 

Gülsüm ATİK

İlginizi Çekebilir