Alexa Certify Javascript
Diziler Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?
grck.bz/BSyscxP1

Televizyonda yayınlanan dizi ve programların her geçen gün gündemi belirliyor olması ve eğilim göstermesi uzmanları tedirgin ediyor

Halk arasında sürekli olarak gündem yaratan dizi ve programların içerikleri uzmanları tedirgin ediyor. Yayınlanan programların sıkı sıkıya takip edilmesi, gerek aile içi, gerekse iş hayatında olumsuzluk yaratabiliyor. Eylül ayında açılacak olan yeni TV sezonu hakkında tavsiyelerde bulunan Uzm. Psikolog Ömür Şahin, programların sürekli olarak takip edilmesi, gerek yetişkinlerde, gerekse çocuklarda, günlük hayatlarında zorluk yaratabilecek hal ve hareketlere eğilim göstermelerine sebep olabileceği için, TV programlarına mesafeli durulmasını ifade etti. Gazete Gerçek’e açıklamalarda bulunan Aile Danışmanı Uzm. Psikolog Ömür Şahin, “Toplumuzda sıkça kullanılan bir deyiş vardır, her şeyin fazlası zarar şeklinde. Bu konuyu da aslında buraya oturtmamız lazım. Fakat detaya girecek olursak, TV programlarının ve özellikle dizilerin, aile içinde çok farklı sorunlar yaratabileceği ihtimalini söylemek yanlış olmaz” dedi.

 

İNSANLAR NEDEN DİZİ PROGRAMLARINI İZLER?

Şahin, “Bu en masum haliyle bir boş zaman değerlendirme seansı olarak görülebilir fakat toplumun dizi izleyen kesiminin büyük bir kısmına baktığımızda durumun bu kadar masum olmadığını söylemekten geri duramayız. Bu durumu detaylı incelediğimizde öncelikle eğilimin bir özenme unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Yani, daha açık konuşmak gerekirse insanlar, kendi hayatlarında gerçekleştiremedikleri bazı durumları TV ekranlarında izleyince, bağımlılık eğilimi arıyor. Bu durum aslında beraberinde daha başka sakıncalara sebebiyet veriyor. Mesela kitaplarda da hayatımızda yapmak istediğimiz ama yapamadığımız şeyleri okuyabiliriz. Fakat kitap okumak belli bir düşünce seviyesi ve dikkat gerektiren bir eylemdir. Dolayısıyla kitap okuma oranımızın düşüklüğü de bundan kaynaklanır. Fakat TV programları böyle değildir. 2-3 dakikalık bir kesitle bile, yeterli kitle oluşuyor. Aynı şey kitap okuma durumunda olmaz. Bir kitabı ne kadar üsteleyerek tavsiye ederseniz edin, en meraklısı bile okumaya üşenebilir. TV ise hazırdır, görsel zihni kolayca harekete geçirerek potansiyelini dakikalar içinde oluşturabilir” şeklinde konuştu.

‘EVLİLİK VE AİLE HAYATINI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR’

TV dizi ve programlarının evlilik ve özellikle aile yaşantısı içinde çok fazla nitelikli zaman çalabileceğini vurgulayan Şahin, “Aslında TV dizi ve programları konusunda en belirgin zararın nitelikli vaktin harcanması olarak tanımlayabiliriz. Nitelikli vakit diye tanımladığımız vakit ise, eşlerin mesai bitiminde eve geldikleri, varsa çocukların aile hayatını yaşadıkları okul çıkışından eve girdikleri zamanlar olarak tanımlamamamız gerekir. Bu vakitler ailelerin en kıymetli vakitleridir. Bu vakilerde sadece TV programlar veya diziler değil, her hangi bir başka meşguliyet de sakıncalar doğurabilir. Diyalog bir ailenin ve hatta bir bireyin en değerli ihtiyacıdır. Bu tip durumlar diyalogları bozar ve monolog, yani tek taraflı konuşma ve iletişim hali doğurabilir. Bu aile içinde istemediğimiz bir durum olmakla beraber yine istemediğimiz bir durumdur” şeklinde kaydetti.

 

‘PROGRAMLAR MASUM OLMAYABİLİR’

TV’de yayınlanan programlarının ticari kaygı ile toplumsal gelişime özen gösteremeyebileceğini kaydeden Şahin, ‘Her dizi ya da program masum olmayabilir. İşin içinde mutlaka ticari kaygılar vardır. Ticari kaygıların olması tabii ki doğal fakat bu kaygıların toplum gelişiminin önüne geçmesi istemediğimiz, aile ve toplum yapısına zarar veren unsurdur. Mesela klasik bir örnek vereyim, pizza ülkemizde tanınmaz ve henüz bilinmezken açılmaya çalışılan bir pizzacı zinciri başarısız olmuştur. Fakat pizzayı en sık izlenen bir çizgi filim içerisinde sürekli kullanarak tanıtmayı başarmış ve insanlarımızın pizza talep etmesini sağlamışlardır. Bu durum masum bir durum olarak açıklanamaz. Pizza elbette bir yasal gıdadır ama algı mühendisliği kullanılarak yapılması etik olmayabilir. Bu yüzden masum diye izlediğimiz bir sürü dizi veya program, bilinçaltımıza etkili mesajlar verebilir. Bunun farkında ve bilincinde olup, bu bilinçle yapılacak olan TV programları veya dizilerin takibi ise daha az zararlıdır. Bu sadece ticari olarak düşünülmemeli. Her alanda algı yönetimine açık bir konudur” dedi.

 

‘KURGU HAYATLARA ÖZENMEK DOĞRU DEĞİL’

TV programları ve dizilerindeki hayatların çoğunun gerçek dışı ve kurgu olduğunu ifade eden Uzm. Psikolog Ömür Şahin, “Bu dizi ve programlar, sizin rutin hayatınızı işlemiş olsa zaten izlenmeyeceği açık. O halde yapımcıların hedefinde, rutin ve sıradan olmayan hayatları işlemek var. Yani merak ettirmek ve özendirmek. Düşünsenize, hangimiz yataktan saçı başı yapılı ve fönlü kalkarız, ya da traşlı? Fakat dizilerde hep sabahlara uyanan prensesler vardır. Çocuklarda ve bazı yetişkinlerde bu durum, kendilerine olan beklentiyi anlamsızca yükseltebilir. Sakınca ise buradadır. Dizi ve programlardan etkilenerek yaşamak veya yaşam kurmak sadece ve sadece bir ütopya yani kurgu ürünüdür. TV’nin karşısına geçer geçmez tedbir almamız gereken zihinsel tedbirler aslında bunlardır. Bu algı yönetiminin sonucu toplumsal olabileceği gibi kişisel, bireysel de olabilir” şeklinde kaydetti.

 

Serhat TÜRK

 

 

İlginizi Çekebilir